Cumhuriyet Dönemi Sonrasında Yaşanan Gelişmeler. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kurulması ile Cumhuriyet’in (1921-1923) ilanı arasında geçen zamanda iş sağlığı ve güvenliği alanında iki önemli kanun yürürlüğe girmiştir. Bunlardan ilki 28.04.1921 tarih ve 114 sayılı “Zonguldak Ereğli Havza-i Fahmiyesinde Mevcut Kömür Tozlarının Amele Menafii Umumiyesine olarak Füruhtuna dair Kanun”, diğeri 10.09.1921 tarihinde 151 sayılı “Ereğli Havza-i Fahmiye Maden Amelesinin Hukukuna Müteallik Kanun”dur. Bu kanunlardan ilki, iş sağlığı ve güvenliği kapsamında güvence kıstası üzerine temellendirilmiştir. Bu kanun, üretim esnasında çıkan tozların toplanarak açık arttırma yöntemiyle satılması ve işçilerin ortaya çıkan parayı kullanmasını öngörmektedir. Diğer kanun ise işçi ve işverenlerin zorunlu katılımını sağlayan ihtiyat ve teavün sandıklarının kurulması ile buralarda toplanan ücretlerle işçilere sağlık yardımı yapılmasını sağlamaktadır. Cumhuriyetin ilanından sonra en önemli gelişme İzmir İktisat Kongresi’nde yaşanmıştır. İzmir’de 1923 yılında toplanan kongrede, hasta işçilerin 3 ay süreyle maaşa bağlanması, günlük çalışma süresinin sekiz saate indirilmesi, işçi hastanelerinin açılması, sosyal sigorta sisteminin kurulması, on iki yaşından küçük çocukların çalıştırılmaması ve engelli işçilere sosyal güvence sağlanması gibi uygulamaların hayata geçirilmesinin kararı alınmıştır. Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren ülke sanayisinin geliştirilmesine katkı sağlamak amacı ile sanayi yatırımlarına ağırlık verilmiştir. Bu durum, 1963 yılından itibaren oluşturulan kalkınma planlarında da ortaya konmaktadır. Gayrisafi millî hasıladaki sanayinin payına bakıldığında; birinci kalkınma planında % 17,5 , ikinci kalkınma planında % 20,5 ve üçüncüde ise % 22,5 olarak yatırımların arttırıldığı görülmektedir. Sanayileşme sürecinde, beraberinde getirdiği iş sağlığı ve güvenliği sorunlarını ortadan kaldırabilmek için birçok yasa, yönetmelik ve tüzük çıkarılmıştır. Cumhuriyetin ilanından itibaren iş sağlığı ve güvenliği kapsamında çıkarılan ilk düzenleme 2 Ocak 1924 tarih ve 394 sayılı “Hafta Tatili Yasası” olarak gösterilmektedir. Bu yasa Cumhuriyet tarihinde iş sağlığı ve güvenliği kapsamında çıkarılan en olumlu yasalar arasında gösterilmektedir. Bir diğer olumlu düzenleme, 1926 yılında Borçlar Kanunu ile getirilmiştir. Borçlar Kanunu’nun 32. maddesi uyarınca iş kazaları ve meslek hastalıklarından doğan hukuki sorumluluklar tanımlanmıştır. Ülkemizde o dönemde iş kanunu bulunmaması nedeniyle 1930 yılında çıkarılan Umumi Hıfzısıhha Kanunu kapsamında, çocuk ve kadın işçiler için ilk kez koruyucu hükümlere yer vermiştir. Yasa, belirli durumlarda iş sağlığı ve güvenliği kapsamında denetleme görevini yerel yönetimleri görevlendirmiştir. Umumi Hıfzısıhha Kanunu, iş sağlığı ve güvenliği kapsamında bugün bile önem arz eden hükümleri çalışma hayatında uygulamaya dökmüştür.
İSG Tarihçesi ve Tarihsel Gelişimi
İSG Tarihçesi ve Tarihsel Gelişimi konusunda nasıl sorular çıkıyor?
Bu konuya hazırlanırken İSGKOÇ'ta çözebileceğin soru sayısı: 77 — zorluk dağılımı kolay 20, orta 14, zor 20.
Sorular en çok şu kalıplarla kuruluyor: Olumsuz Kalıp (10), Genel Bilgi (9), Sayısal Limit (4).
Bu konudaki seviyemi ölçSanayi Devrimi’nden günümüze iş sağlığı ve güvenliği kültürü
İnsanlar tarih boyunca tarım, madencilik, inşaat ve metal işleme gibi tehlikeli işlerde çalışmış, ciddi yaralanmalar ve ölümler meydana gelmiştir. İSG'nin en önemli amaçlarından biri iş kazalarını önlemektir.
Ölüm ve yaralanmaları azaltmak
Güvenli çalışma ortamı oluşturmak
Üretimde sürekliliği sağlamak
Bazı mesleklerde çalışanlar uzun yıllar boyunca toz, kimyasallar, gürültü, titreşim, radyasyon ve biyolojik etkenlere maruz kalmaktadır.
Silikozis, Asbestozis
Kas-iskelet sistemi hastalıkları
İSG yalnızca kazaları önlemekle sınırlı değildir. Fiziksel, ruhsal ve sosyal iyilik halini korumayı amaçlar.
Bu yaklaşım, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) sağlık tanımıyla uyumludur.
İş kazaları; üretim kaybına, makine hasarına, iş gücü ve zaman kaybına neden olur.
Güvenli çalışma ortamı ile üretim sürekliliği korunur.
İş kazaları ve meslek hastalıkları; tedavi, tazminat, üretim kaybı, iş gücü kaybı ve ekipman hasarları gibi büyük maliyetler doğurur.
İSG uygulamaları bu maliyetleri önemli ölçüde azaltır.
İşverenler; güvenli çalışma ortamı sağlamak, riskleri değerlendirmek, çalışanları eğitmek ve koruyucu önlemleri almak zorundadır.
İSG aynı zamanda yasal bir yükümlülüktür.
İSG ile ilgili ilk yazılı düzenlemeler arasında kabul edilir. İnşaat işlerinde meydana gelen kazalar sonucu oluşan zararlar için yapıyı yapan ustaya sorumluluk yüklenmiştir. "Göze göz, dişe diş" anlayışı ile kusurlu iş yapan kişilere yaptırım uygulanmıştır.
Koşucuların hastalıklarından söz etmiş, gladyatörler için özel diyet tarif etmiştir. Sporcu sağlığına yönelik ilk sistematik gözlemlerden birini yapmıştır.
İlk kez kurşunun zararlı etkilerinden söz etmiş, kurşun koliğini tanımlamıştır. Meslek hastalıkları ile ilgili ilk tıbbi kayıtlardan birini oluşturmuştur.
Kurşun zehirlenmesi ile karın ağrısı, kabızlık ve yüz solukluğu arasındaki ilişkiyi kesinleştirmiştir. Toksikoloji alanında önemli bir adım atmıştır.
Bazı esnaf ve zanaatkârların çalışma pozisyonlarından ileri gelen şekil bozuklukları ile ilgili bilgi vermiştir. Ergonomik bozuklukların ilk tanımlarından biridir.
Zehirleri bitkisel, hayvansal ve mineral kaynaklı olmak üzere üçe ayırmış ve bu ayrım yüzyıllar boyunca kullanılmıştır. Toksikolojinin temel taşlarından.
İşyeri tozları için maske yerine geçecek torba takılmasını önermiştir. Kişisel koruyucu ekipman fikrinin ilk örneklerinden biridir.
Demircilerde görülen göz hastalıklarının işten kaynaklandığını, sürekli ayakta çalışanlarda varis oluşabileceğini açıklamıştır. Mesleki hastalıklara dair gözlemler.
Kuyumcularla ilgili bazı hastalıkları incelemiştir. Rönesans döneminde meslek hastalıklarına yönelik yapılan ilk çalışmalardan biridir.
Ünlü tarihçi olarak bilinen Heredot, ilk kez çalışanların verimli olabilmesi için yüksek enerjili besinlerle beslenmeleri gerektiğine değinmiştir.[reference:0]
Hastalıklarda çevre faktörünü (Miasma Teorisi) dile getirmiştir. Tıp tarihinde çevre sağlığı ile iş sağlığı arasındaki ilişkiyi kuran ilk isimlerden biridir.[reference:1]
Toksikolojinin kurucusu sayılır. Madenlerde işyeri hekimi olarak çalışmış, madencilerin meslek hastalıkları ve korunma yolları hakkında kitap yazmıştır.[reference:2] "Bütün maddeler zehirdir. Zehir olmayan hiçbir madde yoktur. Uygun doz, zehir ve ilaç arasındaki farkı yaratır."[reference:3]
Mineraloji ilminin kurucusu, Alman bilim insanı.[reference:4] "De Re Metallica" adlı eserinde madencilik çalışmalarında ortaya çıkan hastalıklarla uğraşmış ve bunlardan korunma yöntemlerini anlatmıştır.[reference:5] Bazı zehirlerin etkilerini belirlemiş, koruyucu önlemler ileri sürmüştür.[reference:6]
Metal dumanlarının tehlikeleri, belirtileri ve önleyici tedbirler üzerine çalışmalar yapmıştır. İşyerinde kimyasal risklere karşı alınması gereken önlemleri sistematik olarak ele alan ilk isimlerdendir.[reference:7]
"İş sağlığının babası" olarak kabul edilir.[reference:8][reference:9] 1713 yılında ilk meslek hastalıkları kitabı olan "De Morbis Artificum Diatriba"'yı yazmıştır.[reference:10][reference:11] Hastalara "Ne iş yapıyorsun?" sorusunun sorulmasını önermiş, ergonomiden ilk söz eden kişi olmuştur.[reference:12]
ABD'de endüstriyel tıp araştırmalarına kendini adayan ilk hekim.[reference:14] Kurşun, arsenik, karbonmonoksit gibi maddelerin çalışanlar üzerindeki etkilerini araştırmış, endüstriyel hastalıklarla ilgili öncü çalışmalara imza atmıştır.[reference:15] 1919'da Harvard Tıp Fakültesi'nde profesör olan ilk kadın akademisyendir.[reference:16]
Endüstriyel güvenlik yöntemlerinin sistematikleştirilmesinde önemli katkıları olmuştur.[reference:17] Heinrich Pramidi (1:29:300 Kuralı) ile iş kazaları analizine yeni bir bakış açısı getirmiştir: Her büyük kazanın ardında 29 küçük kaza ve 300 ramak kala olayı vardır.
Çocuk işçiliğinin azaltılması için mücadele etmiş, çalışma saatlerinin kısaltılmasını savunmuştur. Modern işçi refahı anlayışının öncülerindendir.
İngiltere'de işçi sağlığı ve halk sağlığı reformlarının öncüsüdür. Fabrikalarda hijyen ve sanitasyonun önemini ortaya koymuştur.
İngiltere'nin ilk iş hekimlerinden biridir. Meslek hastalıklarını sistematik olarak inceleyen ilk bilim insanlarındandır. 1832'de yayımladığı eser, modern iş hekimliğinin temel kaynakları arasında kabul edilir.
İngiltere'de devletin işçi sağlığı çalışmalarını geliştirmiş, iş sağlığı denetim sistemlerinin oluşmasına katkı sağlamıştır.
Baca temizleyicilerinde görülen skrotum kanserini tanımlamıştır. İlk kez bir meslek ile kanser arasında ilişki kuran kişidir.
Baca temizleme işlerinde çalışan işçilerin kanser hastalığına yakalanmaması ve fabrikalarda baca temizleme işlerinde çocuk işçi çalıştırılması karşısında çıkarılan kanundur.
İngiltere’de İSG alanında çıkarılan ilk yasadır. Çalışma saatleri 12 saat ile sınırlandırılmış, çalışma ortamının havalandırılması gibi sağlık düzenlemeleri uygulanmıştır.
9 yaş altı çocukların çalışmaması
18 yaş altının gece çalışmaması
18 yaş altının günde 12 saatten fazla çalıştırılmaması
Fabrikaların denetimi için müfettiş görevlendirilmesi
Günlük çalışma süresi 10 saat ile sınırlandırılmıştır. İşyeri denetimi ve iş müfettişliği yapısı oluşturulmuştur.
İngiltere'de maden ocaklarında çalışan kadın ve çocukların korunması amacıyla çıkarılmıştır. Kadınların ve 10 yaşından küçük çocukların yer altında çalıştırılması yasaklanmıştır.
Sanayi Devrimi sırasında artan iş kazalarının önlenmesi amacıyla çıkarılmıştır. Tehlikeli makinelere koruyucu düzenek takılması zorunlu hale getirilmiştir.
İngiltere'de daha önce çıkarılan fabrika yasalarını tek kanunda toplamıştır. Küçük atölyeler de yasa kapsamına alınmış, işverenlerin sağlık ve güvenlik sorumlulukları artırılmıştır.
Çalışanların sağlık ve güvenliğini geliştirmeye yönelik yeni hükümler getirilmiştir. Kadınların doğum sonrası çalıştırılmasına sınırlamalar getirilmiş, işyerlerinde hijyen koşulları geliştirilmiştir.
İşyerlerinde sağlık ve güvenlik önlemlerini daha da geliştiren düzenlemeler yapılmıştır. Havalandırma şartları iyileştirilmiş, aydınlatma ve temizlik kuralları belirlenmiştir.
1766 - Kütahya Fincancılar Anlaşması
1865 – Dilaver Paşa Nizamnamesi
1869 – Maadin Nizamnamesi
1876 – Mecelle Kanunu
Tanzimat Dönemi'nde işçi sağlığına yönelik ilk düzenlemeler. Ağırlıklı olarak madencilik sektörü, Ereğli Kömür Havzası'nda çalışan işçilerin hakları.
1921 – 151 Sayılı Ereğli Havza-i Fahmiyesi Maden Amelesinin Hukukuna Müteallik Kanun
Kurtuluş Savaşı döneminde çıkarılan ilk İSG yasası. Zonguldak kömür havzasındaki işçilerin çalışma koşullarını düzenlemiş, günlük çalışma süresi, ücret, izin gibi haklar tanınmıştır.
1926 – Borçlar Kanunu
1930 – 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu
1936 – 3008 sayılı İş Kanunu (1937 yürürlük)
1971 – 1475 sayılı İş Kanunu
2003 – 4857 sayılı İş Kanunu
2012 – 6331 sayılı İSG Kanunu
Osmanlı'da 12 Temmuz 1766'da Kütahya'da fincan üreten usta ve kalfalar arasında, kadı huzurunda yapılan anlaşmadır.
Günlük üretim miktarı belirlenmiştir.
Ücret esasları düzenlenmiştir.
İşyeri dışında kaçak üretim yasaklanmıştır.
İzinsiz yeni işyeri açılması engellenmiştir.
Kurallara uymayanlara yaptırımlar öngörülmüştür.
Ereğli Havzası – Madencilik sektörüne yönelik ilk düzenleme.
⏱️ Günlük çalışma süresi 10 saat
😴 İşçilere dinlenme süresi verilmesi
🏠 İşçilere yatacak yer sağlanması
💰 İşçi ücretlerinin öncelikli olarak ödenmesi
Tüm Madenler – Madencilik sektörünü genel olarak düzenleyen kapsamlı nizamname.
🚫 Madenlerde angarya/zorla çalıştırma yasaklanmış
👨⚕️ Madenlerde doktor ve eczane bulundurulması
💰 İş kazasına uğrayan işçilere ve ailelerine tazminat
⚖️ Kusurlu işverene para cezası
📦 Kazaları önlemek için malzeme talep etme hakkı
📋 Kazaların idareye bildirilmesi
İlk Medeni Kanun (Mecelle-i Ahkâm-ı Adliye) – İş hukuku açısından önemli hükümler içerir.
⚖️ İşveren kusuruyla oluşan zararda tazmin yükümlülüğü
🚫 Ücretlerin ayni olarak ödenmesi yasaklanmış (nakdi ücret)
⏱️ Günlük çalışma: gün doğumundan batımına kadar
💰 İşçinin çalışmaya hazır bulunması durumunda ücrete hak kazanması
1921 - Ereğli Havzai Fahmiyesi Maden Amelesinin Hukukuna Müteallik Kanun
Madenlerde 18 yaşından küçüklerin çalıştırılması yasaktır.
Günlük çalışma 8 saat
Fazla çalışma 2 kat ücret
Tarafların rızası gerekir.
İşveren; hekim, hastane ve eczane bulundurmakla yükümlüdür.
İşveren işçilerin tedavisini yaptırmak ve sağlık giderlerini karşılamakla yükümlüdür.
Sağlık ve güvenlik hükümlerine uymayan maden işletmelerinin ruhsatı veya imtiyazı iptal edilebilir.
Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kapsamlı sağlık kanunlarından biri. İş sağlığı ve güvenliği açısından çalışan kadın ve çocukların korunmasına yönelik önemli hükümler içerir.
Kapsam: Tüm işyerleri, özellikle kadın ve çocuk çalışanlar.
Hedef: Çalışan sağlığını korumak, hijyen ve sağlık koşullarını iyileştirmek.
50'den fazla çalışanı olan işyerlerinde hekim bulundurma zorunluluğu.
Revir veya hastane kurulması yükümlülüğü.
İşyerinde sağlık hizmetlerinin örgütlenmesi.
12 yaşından küçük çocukların imalathanelerde çalıştırılması yasak.
12 – 16 yaş arası çocuklar için gece çalışması yasağı (20:00 sonrası).
18 yaşından küçük çocukların kahve, gazino vb. yerlerde istihdamı yasak.
Kadın çalışanların doğum izni ve korunması.
Hamile kadınların ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılmasının yasaklanması.
İşyerlerinde hijyen koşullarının sağlanması.
Çalışanların sağlık muayenelerinin zorunlu hale getirilmesi.
Çalışanların, yöneticilerin ve organizasyonun tüm üyelerinin iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin ortak değerleri, inançları, tutumları, davranışları ve uygulamalarının bütünüdür.
✅ Güvenliği öncelik olarak görmeli
✅ Gerekli kaynakları sağlamalı
✅ Çalışanlara örnek olmalı
✅ Kuralları kendisi de uygulamalı
🔍 Risk değerlendirmelerine katılması
📋 Ramak kala bildirimleri yapması
⚠️ Tehlikeleri bildirmesi
💡 İyileştirme önerileri sunması
Güvenlik bilgileri açık, anlaşılır ve sürekli paylaşılmalıdır.
🛠️ Toolbox toplantıları
🗣️ Günlük saha konuşmaları
📝 Geri bildirim toplantıları
Çalışanlar yalnızca kuralları bilmemeli; aynı zamanda:
🔮 Sonuçları öngörebilmesi
🛡️ Güvenli davranış geliştirmesi
Çalışanlar hata yaptıklarında cezalandırılacaklarını düşünürlerse olay bildirimleri azalır.
İSG kültürü statik değildir. Sürekli geliştirilir.
📈 Performans göstergeleri
Güvenlik iklimi, çalışanların belirli bir zaman diliminde işyerindeki iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarına ilişkin algı, tutum ve değerlendirmelerinin bütünüdür.
Çalışanlar aşağıdaki unsurları algılar ve değerlendirir:
✅ Yönetimin güvenliği ne kadar önemsediğini
✅ Kurallara gerçekten uyulup uyulmadığını
✅ Güvensiz davranışlara nasıl yaklaşıldığını
✅ Güvenlik uygulamalarının ne kadar etkin olduğunu
Güvenlik iklimi objektif değil, çalışanların algılarına dayanır.
Çalışanların algıları hızla değişebilir.
Yeni yönetici atanması
Yeni ekipman yatırımları
Güvenlik kültürünün aksine güvenlik iklimi anketlerle ölçülebilir.
👥 Odak grup çalışmaları
👀 Davranış gözlemleri
Baretler kimse uyarmadan takılıyor.
Ramak kalalar gönüllü bildiriliyor.
Yönetim güvenlik yatırımlarından kaçınmıyor.
Yeni başlayanlara kapsamlı İSG eğitimi veriliyor.
Üretim baskısında bile güvenlikten ödün verilmiyor.
İşletmeye yeni müdür geliyor.
Sürekli sahaya çıkıyor, KKD denetliyor.
Güvenlik toplantıları yapıyor.
Eksikleri hemen düzeltiyor.
Nefes almak, su içmek, yemek yemek
Seks, sağlık, boşaltım
İş güvencesi, sağlık sigortası
Tehlikelerden korunma
Mülkiyet, gelecek kaygısı
Arkadaşlık, aile, ekip ruhu
Topluluk, aidiyet hissi
Başarı, itibar, özgüven
Yaratıcılık, problem çözme
Potansiyeli gerçekleştirme
Ahlak, dürüstlük, önyargısızlık
Yönetim güvenliği öncelik olarak görür ve kaynak ayırır.
Çalışanlar güvenli davranışı içselleştirmiştir; kurallar sorgulanmadan uygulanır.
İletişim açık, şeffaf ve çift yönlüdür; herkes görüşlerini paylaşır.
Hatalar öğrenme fırsatı olarak görülür; adil kültür benimsenir.
Çalışanlar riskleri ve tehlikeleri aktif olarak bildirir.
Eğitimler sürekli ve uygulamalıdır; farkındalık yüksektir.
İyileştirme önerileri teşvik edilir ve hızlıca uygulanır.
Yönetim üretimi önceler, güvenlik maliyet olarak görülür.
Çalışanlar kuralları ceza korkusuyla uygular, içselleştirme yoktur.
İletişim tek yönlü ve kısıtlıdır; çalışanlar çekinir.
Hatalarda suçlu arama ve cezalandırma yaygındır; bildirim azalır.
Çalışanlar tehlikeleri gizler veya raporlamaz.
Eğitimler yüzeysel ve formaliteden ibarettir; pratik yoktur.
Öneriler dikkate alınmaz; çalışanlar motive olmaz.
✅ Yönetim örnek davranış sergilemeli
✅ Çalışanlara söz hakkı verilmeli
✅ Hatalar cezalandırılmamalı, ders çıkarılmalı
✅ İletişim şeffaf ve düzenli olmalı
✅ Başarılar takdir ve ödüllendirilmeli
✅ Eğitimler uygulamalı ve sürekli olmalı
✅ Çalışanlar katılım ve geri bildirim vermeye teşvik edilmeli
Güvenlik kültürünün 5 aşamalı bir olgunlaşma süreci olduğunu savunur.
1. Aşama: Ortaya Çıkma – teknik/prosedürel çözümler
2. Aşama: Yönetim Güvenliği – yönetim taahhüdü başlar
3. Aşama: Katılım – çalışanlar sürece dahil olur
4. Aşama: İşbirliği – ekip çalışması ve güven
5. Aşama: Sürekli İyileştirme – öğrenen organizasyon
Karşılıklı Determinizm teorisine dayanır. Güvenlik kültürü; kişi, davranış ve çevre arasındaki dinamik etkileşimle şekillenir.
👤 Kişi: Tutumlar, inançlar, algılar
⚡ Davranış: Güvenli/güvensiz eylemler
🏢 Çevre: Örgütsel politikalar, prosedürler, iklim
Bireyler ne tamamen çevre tarafından kontrol edilir ne de tamamen özgürdür; bu dinamik süreç karşılıklıdır.
Güvenlik kültürünü "herkesin güvenlikle ilgili sorumluluk hissetmesi ve bunu günlük işlerde sürdürmesi" olarak tanımlar.
Modelin temelinde "Güvenlik Üçlüsü" bulunur: Çevre, İnsan ve Davranış.
Toplam Güvenlik Kültürü'nün 10 temel prensibi:
✅ Kültür, güvenlik sürecini yürütmelidir.
✅ Davranış temelli ve kişi temelli faktörler başarıyı belirler.
✅ Çıktılar üzerinde değil, süreç üzerinde odaklanılır.
✅ Sonuçlar tarafından motive edilmiş davranışlar.
✅ …ve diğer 6 prensip
Güvenlik kültürüyle ilgili tüm kavramları iki ana başlık altında toplar:
📋 Normlar: Örgüt içinde kabul gören davranış kalıpları
💡 Değerler: Güvenliğe verilen önem ve inançlar
Model, güvenlik kültürünün sadece yazılı kurallardan değil, aynı zamanda örgütün paylaştığı normlar ve değerlerden oluştuğunu vurgular.
Liderlik taahhüdü – Üst yönetim güvenliği öncelik olarak benimsemeli
Risk değerlendirmesi – Tehlikeleri tanımla ve önceliklendir
Politika ve prosedürler – Açık, anlaşılır ve uygulanabilir kurallar oluştur
Eğitim ve farkındalık – Tüm çalışanlara düzenli ve uygulamalı eğitimler
Katılım ve iletişim – Çalışanları sürece dahil et; geri bildirim mekanizmaları kur
Ölçüm ve denetim – Performans göstergeleri ve düzenli denetimler
Sürekli iyileştirme – Öğrenilenlerle sistemi geliştir ve döngüyü sürdür
📋 Anketler: Çalışanların güvenlik algılarını, tutumlarını ve davranışlarını ölçen standartlaştırılmış soru formları.
🗣️ Görüşmeler: Birebir veya odak grup görüşmeleri ile derinlemesine bilgi toplama.
👀 Davranış Gözlemleri: Çalışanların güvenli/güvensiz davranışlarının sistematik olarak gözlemlenmesi.
📄 Doküman Analizi: Kaza raporları, eğitim kayıtları, denetim sonuçları gibi mevcut verilerin incelenmesi.
📈 Performans Göstergeleri: Kaza sıklık oranı, ramak kala sayısı, eğitim tamamlama oranı vb. nicel veriler.
Liderlik, güvenlik kültürünün en belirleyici faktörüdür. Aşağıdaki yaklaşımlar pozitif kültürü güçlendirir:
🌟 Dönüşümcü Liderlik: Güvenlik vizyonu oluşturur ve çalışanları motive eder.
🤝 Etkileşimci Liderlik: Açık iletişim ve geri bildirim ile güven inşa eder.
👣 Örnek Davranış: Yöneticiler kurallara uyarak ve güvenli davranarak model olur.
🏆 Ödüllendirme: Güvenli davranışları takdir ve ödül sistemiyle pekiştirir.
Güvenlik kültürü hakkında yaygın yanlış inanışlar ve gerçekler:
Güvenlik kültürü, çalışan memnuniyeti ve sadakatini doğrudan etkiler. Pozitif güvenlik kültürüne sahip işletmelerde:
❤️ Memnuniyet artar: Çalışanlar kendilerini değerli ve güvende hisseder.
🔒 Sadakat güçlenir: Güvenli ortam, çalışanların işletmeye bağlılığını artırır.
📉 Devir oranı düşer: İşten ayrılma oranları azalır, yetenek kaybı önlenir.
💪 Motivasyon yükselir: Güvenli çalışma ortamı, çalışanların daha istekli ve verimli olmasını sağlar.
📢 Savunuculuk oluşur: Çalışanlar, işletmeyi olumlu şekilde anlatır ve referans olur.
🔄 Geri bildirim artar: Güven kültürü, çalışanların öneri ve bildirimlerini cesaretlendirir.
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı. Güvenlik kültürü kavramını ilk kez ortaya koyan kuruluştur.
Çernobil sonrası raporda "Safety Culture" kavramı ilk kez kullanıldı.
Kavramı literatüre kazandırdı.
Yönetimin güvenliğe bakışının önemini vurguladı.
İnsan faktörünün kazalardaki rolünü ortaya koydu.
En önemli güvenlik bilimcilerinden biri.
🧀 İsviçre Peyniri Modeli
Organizasyonel kazalar teorisi
Gizli hata (Latent Error) kavramı
"Kazalar, sistemdeki zayıflıkların aynı anda oluşmasından kaynaklanır."
Güvenlik kültürünün gelişim seviyelerini açıklamıştır.
Hudson Güvenlik Kültürü Olgunluk Modeli
3️⃣ Hesaplayıcı (Calculative)
5️⃣ Üretken (Generative)
Güvenlik İklimi (Safety Climate) kavramının kurucusu kabul edilir.
1980'de çalışanların güvenlik algısını ölçen ilk bilimsel çalışmayı yayımladı.
Güvenlik iklimi kavramını geliştirdi.
İlk güvenlik iklimi ölçeğini hazırladı.
Organizasyon kültürü konusunda dünyanın en önemli akademisyenlerinden. Güvenlik kültürü çalışmalarının temelini oluşturmuştur.
Kültürün Üç Seviyesi:
Görünen yapılar (Artifacts)
Büyük endüstriyel kazaları incelemiştir.
Yüksek Güvenilir Organizasyonlar (HRO) üzerine çalışmıştır.
Risk yönetimi alanının önemli isimlerinden biridir.
İnsan davranışı modelleri
Organizasyonel güvenlik
Doğrudan güvenlik kültürü araştırmacısı değildir; ancak Toplam Kalite Yönetimi ve Sürekli İyileştirme (PDCA) yaklaşımıyla katkı sağlamıştır.
Planla-Uygula-Kontrol Et-Önlem Al (PDCA)
Sürekli iyileştirme kültürü
Veri odaklı karar verme
Davranış temelli güvenliğin ilk isimlerinden biridir.
Heinrich Piramidi (1:29:300 Kuralı)
Güvenli davranış kültürünün oluşmasına öncülük etmiştir.
İş güvenliği yönetim sistemleri üzerine önemli çalışmalar yapmıştır.
Güvenlik kültürü geliştirme
İSG performans ölçümü
Heinrich'in çalışmalarını geliştirerek Loss Control (Kayıp Kontrol) yaklaşımını oluşturmuştur.
Bird Kaza Piramidi (1-10-30-600)
Yönetim eksikliklerinin kazalara etkisi
Güvenlik kültüründe yönetimin rolü
Modern güvenlik yönetiminin öncülerindendir.
İnsan davranışı odaklı güvenlik
Risk yönetimi ve insan faktörleri üzerine çalışmıştır.
Skill–Rule–Knowledge (SRK) Modeli
Dinamik risk yönetimi
Organizasyonel güvenlik
Modern güvenlik anlayışını değiştiren isimlerden biridir.
Safety-I (hata sayısını azalt)
Safety-II (başarılı işleri de incele)
Resilience Engineering (Dayanıklılık Mühendisliği)
İnsan hatası konusunda dünyanın en önemli araştırmacılarındandır.
Just Culture (Adil Kültür)
Organizasyonel öğrenme
Organizasyon kültürü üzerine çalışmıştır.
Westrum Kültür Modeli:
Psikolojik güvenlik kavramını geliştirmiştir.
Çalışanların hata bildirebilmesi
Kimya endüstrisinin güvenliği konusunda önemli çalışmalar yapmıştır.
Inherently Safer Design (Doğası Gereği Güvenli Tasarım)
Büyük endüstriyel kazaların önlenmesi
Avrupa'da güvenlik kültürü araştırmalarının öncülerindendir.
Güvenlik davranışları
Güvenlik yönetim sistemleri
İSG yönetimi ve güvenlik kültürü üzerine çalışmıştır.
Düzenleyici sistemler
Büyük endüstriyel kazalar
İş Kazalarının Önlenmesi İnsanlar tarih boyunca tarım, madencilik, inşaat ve metal işleme gibi tehlikeli işlerde çalışmış, ciddi yaralanmalar ve ölümler meydana gelmiştir. İSG'nin en önemli amaçlarından biri iş kazalarını önlemektir. Amaçları: Ölüm ve yaralanmaları azaltmak Güvenli çalışma ortamı oluşturmak Üretimde sürekliliği sağlamak.
Amaçları: Ölüm ve yaralanmaları azaltmak Güvenli çalışma ortamı oluşturmak Üretimde sürekliliği sağlamak.
Sonuçları: Silikozis, Asbestozis İşitme kaybı Kurşun zehirlenmesi Kas-iskelet sistemi hastalıkları.
Bu yaklaşım, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) sağlık tanımıyla uyumludur.
Güvenli çalışma ortamı ile üretim sürekliliği korunur.
İSG uygulamaları bu maliyetleri önemli ölçüde azaltır.
İSG aynı zamanda yasal bir yükümlülüktür.
Örnek: Bir evin çökmesi sonucu ev sahibinin ölmesi durumunda, evi yapan ustanın da ölüm cezası ile cezalandırılması öngörülmüştür.
Sözü: "Sağlığı yitirmek pahasına elde edilen kazanç, pis-kirli bir kazançtır."[reference:13].
Çocuk işçiliğine karşı ilk yasal düzenlemelerden biridir.
İSG alanındaki ilk kapsamlı yasal düzenlemedir.
Devrim niteliğinde: Çocuk işçiliğine karşı kapsamlı düzenlemeler ve denetim mekanizması.
Uyarı: Çalışma sürelerinin kısaltılması yönünde önemli bir adımdır.
Maden işçilerinin korunmasına yönelik ilk önemli yasal düzenlemelerden biridir.
Makine koruyucularını zorunlu hale getiren ilk yasal düzenlemelerden biridir.
Modern iş sağlığı ve güvenliği mevzuatının temelini oluşturan düzenlemelerden biridir.
İşveren sorumluluğunu genişleten önemli düzenlemelerden biridir.
Modern işyeri hijyeninin gelişmesine katkı sağlayan yasalardan biridir.
Osmanlı döneminde İSG alanındaki ilk yasal adımlar.
Cumhuriyet öncesi ve sonrası arasında köprü niteliğindedir.
6331 sayılı Kanun, günümüzdeki modern İSG anlayışının temelidir.
Önem: Esnaf teşkilatında işçi-işveren ilişkilerini düzenleyen ilk yazılı belgelerden.
Osmanlı'da madencilik alanında ilk düzenleme.
Tüm madenleri kapsayan genel düzenleme.
İş hukuku açısından önemli hükümler içerir.
Uyarı Çocuk işçiliğine karşı önemli bir düzenleme.
İşyeri sağlık hizmetlerinin ilk örneklerinden biridir.
İSG ihlallerine karşı ağır yaptırım uygulanmıştır.
Bilgi: 1921 tarihli Ereğli Havzai Fahmiyesi Maden Amelesinin Hukukuna Müteallik Kanun, Kurtuluş Savaşı döneminde çıkarılan ilk İSG düzenlemelerinden biridir. Zonguldak kömür havzasındaki maden işçilerinin çalışma süreleri, sağlık hizmetleri, tedavi hakları ve işveren yükümlülüklerini düzenlemiştir.
Tarihsel önem: Cumhuriyet döneminde İSG alanındaki ilk kapsamlı yasal düzenlemelerden.
Yenilik: İşyeri hekimliğinin yasal dayanağı.
Çocuk işçiliğine karşı kapsamlı ilk düzenlemeler.
Katkı: Kadın çalışanların korunmasına yönelik ilk adımlar.
1930 tarihli Umumi Hıfzıssıhha Kanunu, işyerlerinde sağlık hizmetlerinin örgütlenmesini, hekim bulundurma zorunluluğunu ve çocuk işçiliğine karşı önemli yasakları getirmiştir. Günümüzdeki 6331 sayılı İSG Kanunu’nun temel dayanaklarından biridir.
"İş yerinde kimse bakmıyorken çalışanların güvenlik konusunda nasıl davrandıklarıdır.".
Çalışanlar yöneticilerin davranışlarını model alır.
Gösterge: Güçlü güvenlik kültürünün işaretidir.
Ayrım: Kasıtlı ihlaller ile insan hataları birbirinden ayrılmalıdır.
Anlayış: "Adil Kültür" anlayışının temelidir.
Başka bir ifadeyle: "Çalışanların bugün işyerindeki güvenlik ortamını nasıl algıladıklarıdır.".
Sonuç: Bu algıların toplamı güvenlik iklimini oluşturur.
Örnek: Yönetim çok sayıda İSG yatırımı yapıyor olabilir ancak çalışanlar bunu hissetmiyorsa güvenlik iklimi zayıf olarak değerlendirilebilir.
Bu gelişmeler algıları hızla değiştirebilir.
Avantaj: Somut verilerle değerlendirme imkânı.
Kültür uzun vadeli, iklim ise güncel durumu yansıtır.
Sonuç: Güvenlik kurumun kültürü hâline gelmiş. "Önce güvenlik.".
Ancak; Müdür değişince eski hâle dönüyor.
Fizyolojik İhtiyaçlar Temel – Hayatta Kalma Nefes almak, su içmek, yemek yemek Uyku, barınma, giyim Seks, sağlık, boşaltım İSG bağlamı: Çalışanın temel ihtiyaçları (içme suyu, dinlenme, yemekhane) öncelikle karşılanmalıdır.
Güvenlik İhtiyacı Korunma – İstikrar İş güvencesi, sağlık sigortası Tehlikelerden korunma Mülkiyet, gelecek kaygısı İSG bağlamı: İş sağlığı ve güvenliği önlemleri, çalışanın güvenlik ihtiyacını doğrudan karşılar.
Sosyal İhtiyaçlar Aidiyet – Sevgi Arkadaşlık, aile, ekip ruhu Topluluk, aidiyet hissi Sevgi ve kabul görme İSG bağlamı: Takım çalışması, sosyal etkinlikler ve iletişim, çalışanın aidiyet duygusunu güçlendirir.
Saygınlık İhtiyacı Başarı – Statü Başarı, itibar, özgüven Takdir edilme, terfi Statü, saygı görme İSG bağlamı: Çalışanların katkılarının takdir edilmesi, ödüllendirilmesi motivasyonu artırır.
Kendini Gerçekleştirme Potansiyel – Yaratıcılık Yaratıcılık, problem çözme Potansiyeli gerçekleştirme Ahlak, dürüstlük, önyargısızlık İSG bağlamı: Çalışanların inisiyatif alması, iyileştirme önerileri sunması, sürekli gelişim kültürü.
Sonuç: Gönüllü uyum ve sürekli iyileştirme.
Sonuç: Korku, ceza ve kayırmacılık; kaza oranları artar.
Pozitif güvenlik kültürü, çalışanların gönüllü uyumunu ve sürekli iyileştirmeyi teşvik eder. Negatif kültür ise korku, ceza ve kayırmacılık ile beslenir; bu durum kaza oranlarını artırır ve çalışan bağlılığını düşürür.
Temel Katkı: "Güvenlik kültürünün olgunlaşması" kavramını literatüre kazandırmıştır.
Anket Çalışması: Güvenlik kültürü ve iklimini ölçmek için standartlaştırılmış anketler geliştirmiştir.
Temel Katkı: Davranış temelli güvenlik (Behavior-Based Safety) yaklaşımının öncüsüdür.
Temel Katkı: Güvenlik kültürünü normlar ve değerler çerçevesinde somutlaştırmıştır.
Anahtar: "Önce güvenlik" anlayışı tüm süreçlere entegre edilmeli.
En etkili: Nicel (anket) ve nitel (görüşme) yöntemlerin birlikte kullanılması.
Liderlerin güvenliğe verdikleri önem, çalışanlar tarafından doğrudan algılanır ve kültürü şekillendirir.
Temel Felsefe: "Her kaza önlenebilir. Güvensiz davranışlar değiştirilebilir.".
Vaka 1 (Pozitif): Bir otomotiv fabrikasında çalışanlar, üretim baskısı altında bile KKD kullanımını ihmal etmiyor, ramak kalaları gönüllü olarak raporluyor. Yönetim her hafta güvenlik toplantıları düzenliyor ve önerileri uyguluyor. Güvenlik, şirket kültürünün ayrılmaz bir parçası hâline gelmiş.
Vaka 2 (Negatif): Bir inşaat şirketinde işçiler baret takmıyor, iskelelerde güvenlik ağı kullanılmıyor. Yöneticiler "işi bitirin" baskısı yapıyor. Kaza raporları gizleniyor, işçiler korku nedeniyle tehlikeleri bildirmiyor. Kısa sürede çok sayıda yaralanma ve bir ölüm yaşanıyor.
Vaka 3 (Dönüşüm): Bir madende büyük bir kaza sonrası yönetim değişiyor. Yeni müdür, güvenlik eğitimlerini artırıyor, her ay tatbikat yapıyor, çalışanların önerilerini dinliyor. 2 yıl içinde kaza oranları %70 düşüyor ve çalışan bağlılığı artıyor.
Ders: Pozitif kültür kazaları önler, negatif kültür felaketlere yol açar. Dönüşüm mümkündür, ancak liderlik ve kararlılık şarttır.
Temel Prensip: "Öğrenen organizasyonlar, hataları saklamaz; onlardan ders çıkarır ve gelişir.".
Mit: "Güvenlik kültürü sadece eğitimdir." ✅ Gerçek: Eğitim önemlidir ancak yetmez. Liderlik, katılım, iletişim ve sürekli iyileştirme de gereklidir.
Mit: "Kültür değiştirilemez." ✅ Gerçek: Kültür zamanla değişir. Kararlı liderlik, tutarlı uygulamalar ve çalışan katılımı ile dönüşüm mümkündür.
Mit: "Güvenlik kültürü sadece işçilerle ilgilidir." ✅ Gerçek: Tüm organizasyonu kapsar. Yönetimden en alt kademeye kadar herkes sorumludur.
Mit: "Kurallar yeterlidir, kültüre gerek yok." ✅ Gerçek: Kurallar önemlidir ancak çalışanların gönüllü uyumu ve içselleştirmesi için kültür şarttır.
Güvenlik kültürü, kuralların ötesinde bir anlayıştır. Değişim mümkündür ve tüm organizasyonu kapsar.
Araştırma: Pozitif güvenlik kültürüne sahip işletmelerde çalışan bağlılığı %40 daha yüksektir. (Gallup / uluslararası araştırmalar).
Sonuç: Güvenlik kültürü, sadece bir zorunluluk değil, aynı zamanda çalışan bağlılığını artıran stratejik bir yatırımdır.
Sınav Notu: Güvenlik kültürü kavramını ilk kullanan kuruluş IAEA'dır.
Bugün en çok kullanılan modellerden.
Güvenlik kültürü ile ikliminin ayrılmasını sağlayan kişidir.
Bugün güvenlik kültürü araştırmalarında hâlâ kullanılmaktadır.
Görüşü: Güçlü güvenlik kültürü kazaları önler.
HRO'lar, hata yapma olasılığı yüksek sistemlerde güvenliği sağlayan organizasyonlardır.
Risk yönetiminin teorik temellerini atmıştır.
Güvenlik yönetiminde kalite yaklaşımının temellerini atmıştır.
"Her büyük kazanın ardında 29 küçük kaza ve 300 ramak kala vardır.".
Eseri: Occupational Health and Safety Management.
Modeli: 1 Ağır Yaralanma → 10 Hafif → 30 Maddi Hasarlı → 600 Ramak Kala.
Görüşü: Kazaların temel nedeni yönetim sistemindeki eksikliklerdir.
İnsan davranışını beceri, kural ve bilgi temelli olarak sınıflandırmıştır.
Görüşü: Başarılı işleri de incelemek gerekir. Sadece kazalar incelenmemelidir.
Bu model, Hudson'ın olgunluk modeline temel oluşturmuştur.
Bugün güvenlik kültürünün önemli bileşenlerinden biri kabul edilmektedir.
Sözü: "İnsanlara dikkatli olmalarını söylemek yerine, hataya izin vermeyen sistemler tasarlayın.".
Avrupa'da güvenlik kültürü araştırmalarının gelişmesine öncülük etmiştir.
Düzenleyici sistemlerin güvenlik kültürü üzerindeki etkisini araştırmıştır.
İSG Tarihsel Gelişimi ve Güvenlik Kültürü Tablo 1
| 🧠 Güvenlik Kültürü | 🌤️ Güvenlik İklimi |
|---|---|
| Çalışanların iş çevresiyle olan ilişkilerinden meydana gelen derin ve kalıcı tanımdır. | Örgütteki insanların güvenliğe yönelik algılarını ifade eder. |
| Değişmesi çok zor ve uzun sürer. Köklü değişim gerektirir. | Hızlı değişir, liderlikten ve olaylardan daha hızlı etkilenir. |
| Toplumlara göre değişir, kaza sonrası uzun vadeli çözümlerde incelenir. | Büyük kazalardan sonra kısa vadede önemli değişiklikler görülür. |
| Güvenlik iklimini kapsar ve ondan daha geniş bir kavramdır. | Güvenlik kültürünün görünen yüzü ve alt kümesidir. |
| Değerler, inançlar ve tutumlar ile ilgilidir. Soyut ve derindedir. | Durumsal ve çevresel faktörler ile ilgilidir. Somut ve gözlemlenebilirdir. |
| Uzun vadeli normlar, davranış kalıpları ve ortak kabullerle ilgilidir. | Örgütsel politikalar, yönetim ve çalışma çevresine ilişkin anlık algılarla ilgilidir. |
| Güvenlikle ilgili ortak değerler, inançlar ve davranış kalıplarını ifade eder. | Güvenlikle ilgili politika, prosedür ve uygulamalara ilişkin algıları ifade eder. |
Ekonomik Zorunluluklar. Üretimde yeni teknolojilerin kullanılmasıyla birlikte üretimin maliyeti artmaktadır. Yeni teknoloji her zaman daha fazla harcama gerektirmektedir. İşverenler açısından yaptıkları yatırımın karşılığını elde etmek ve buna bağlı olarak kâr elde etmek önem taşımaktadır. Aksi halde, üretim faaliyetlerine devam etmeyeceklerdir.
İş Kazası. WHO iş kazasını, “önceden planlanmamış, çoğu zaman yaralanmalara, makine ve teçhizatın zarara uğramasına veya üretimin bir süre durmasına yol açan olay” olarak tanımlamaktadır. ILO ise iş kazasını, “belirli bir zarar veya yaralanmaya yol açan, önceden planlanmamış beklenmedik bir olay” şeklinde tanımlamaktadır. Doktrinde iş kazası, “sigortalının işveren otoritesi altında bulunduğu bir sırada gördüğü iş veya işin gereği dolayısıyla aniden ve dıştan meydana gelen bir etkenle onu bedenen veya ruhça zarara uğratan bir olay” olarak tanımlanmaktadır.
Sağlık Kavramı. Dünya Sağlık Örgütü (WHO)’ne göre sağlık; ‘Sadece hastalık ve sakatlığın olmaması değil, bedenen, ruhen ve sosyal bakımdan tam bir iyilik halidir’. İş Sağlığı. ILO ve WHO İş Sağlığı Ortak Komitesi 1950 yılında yaptığı ilk toplantısında iş sağlığı hedefini belirlemiş, 1995 yılında gözden geçirilmiştir. Buna göre, “iş sağlığı, hangi işi yaparlarsa yapsınlar bütün çalışanların fiziksel, ruhsal ve sosyal refahlarının mümkün olan en yüksek düzeye çıkarılmasını ve burada tutulmasını; çalışma koşullarından kaynaklanan sağlık sorunlarının önlenmesini; işçilerin işleriyle ilgili olup sağlığa Zararlı risklerden korunmalarını; işçilerin fiziksel ve biyolojik kapasitelerine uygun mesleki ortamlarda çalıştırılmalarını; özetle işin insana, insanın da işine uygun getirilmesini hedeflemektedir”.
Tehlike Kavramı. Tehlike; 6331 sayılı İSG Kanununa göre işyerinde var olan ya da dışarıdan gelebilecek, çalışanı veya işyerini etkileyebilecek zarar veya hasar verme potansiyelini ifade etmektedir. Tehlike kavramı TS 18001-İSG Yönetim Sistemleri standardında; ‘İnsanların yaralanmaları, hastalanmaları, malın veya malzemenin hasar görmesi, işyeri ortamının zarar görmesi veya bunların birlikte gerçekleşmesine sebep olabilecek kaynak veya durum’ olarak tanımlanmaktadır.
İSG Tehlike Kaynakları. 1.Fiziksel MEKANİK : Yüksekten düşmeler, darbeler vb., batmalar vb. titreşim, kaymalar –düşmeler vb. TERMAL : Sıcaklık/alev, soğuk vb. ELEKTRİK: Elektrik kaçağı, kısa devre, yangın vb. RADYASYON : İyonize radyasyon, iyonize olmayan radyasyon GÜRÜLTÜ: Gürültülü ortamda çalışma vb. 2.Kimyasal AEROSOLLER : Tozlar/lif ler, duman, buhar, yangın vb. SIVILAR : Sıvıya batma, sıçrama, yanma vb. GAZLAR/BUHARLAR: Gaz birikmesi/patlama, yangın, zehirli gaz soluma vb. 3.Biyolojik ZARARLI BAKTERİLER, VİRÜSLER, MANTARLAR 4.Ergonomik 5.Pisko-sosyal Faktörler
Risk Kavramı. Risk kavramı TS 18001-İSG Yönetim Sistemleri madde 3.14’e göre; ‘Tehlikeli bir olayın meydana gelme olasılığı ile sonuçlarının birleşimi’ olarak tanımlanmaktadır. 6331 sayılı İSG Kanununa göre ise risk; ‘Tehlikeden kaynaklanacak kayıp, yaralanma ya da başka zararlı sonuç meydana gelme ihtimalini ifade eder’ şeklinde tanımlanmaktadır.
Tehlike / Risk. N Tanımlanan Çalışma: Kapalı ortamda çalışma, sınırlı saha çalışması (kanal çalışması, kazan içerisinde yapılan ateşli işler vb.) Risk: Zehirlenme, boğulma vb. Olası Tehlike: Zehirli gazlara maruziyet, yetersiz oksijen vb. Tehlike / Risk. Tanımlanan Çalışma: Elektrikli aletlerle çalışma Risk: Elektrik çarpması, yangın Olası Tehlike : Yalıtılmamış, yetkili kişilerce kurulmamış elektrik donanımı
Tehlike / Risk. GÜRÜLTÜ TEHLİKE: Gürültü RİSK: İşitme kaybı, sağırlık Tehlike / Risk. Tanımlanan Çalışma: Elle taşıma işçiliği Risk: Kas/İskelet sistemi rahatsızlıkları Olası Tehlike: Yanlış taşıma yöntemlerinin kullanılması, fazla yük kaldırma. Tehlike / Risk. VİNÇ İLE YÜK TAŞIMA İŞLEMİ TEHLİKE: malzeme düşmesi RİSK: yaralanma
Tehlike / Risk. KEMSE, BÜKME, TAŞLAMA VB. İŞLEMLER TEHLİKE: Dönen, kesen hareketli kısımlar RİSK: Yaralanma Tehlike / Risk. DÖNEN AKSAMLAR (KAYIŞ, KASNAK VB) TEHLİKE: dönen hareketli kısımlar RİSK: Yaralanma, uzuv kaybı Güvenlik Kavramı. Güvenlik kavramı genel olarak emniyet içinde olma duygusudur. “Güvenlik; mevcut ortamda kabul edilebilir düzey ve bu düzeyi korumak için zamansız ölüm, yaralanma veya endişe verici koşulların var olma olasılığını azaltma” •Güvenlik; kabul edilemez zarar riskinden uzak olma durumu (ISO/IEC Rehber 22)
İş Güvenliği. İşyerinde çalışanların , işin yapılmasıyla ilgili olarak ortaya çıkan tehlikelerden bedensel ve ruhsal olarak zarar görmemesi için alınması gerekli hukuki, teknik ve tıbbi önlemleri sağlamaya yönelik sistemli çalışmalara “iş güvenliği” denir.
İş Güvenliği. Başka bir anlatımla iş güvenliği; işyerlerini, işin yürütümü nedeniyle oluşan tehlikelerden ve sağlığa zarar verebilecek koşullardan arındırarak, daha iyi bir çalışma ortamı sağlamak için yapılan sistemli çalışmalar olarak” olarak tanımlanabilir (Gerek, 2008, s.17).
Güvenlik Kültürü. Korunma gereksinimini karşılamanın en önemli yollarından birisi olup, genel olarak “bir örgütteki tüm üyelerin risk ve tehditler hakkında paylaştığı fikir ve inançlar bütünü”dür. Güvenlik Kültürü. İngiltere Sanayi Konfederasyonu 1991’de “güvenlik kültürünü; örgütteki tüm üyelerin risk, kaza ve hastalık hakkında paylaştığı fikir ve inançlar” şeklinde tanımlamıştır. Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (IAEA)’nun tanımına göre (1991) “iş güvenliği kültürü; örgütün iş sağlığı ve güvenliği programlarının yeterliliğine, tarzına ve uygulamadaki sürekliliğine karar veren birey ve grupların değer, algı, tutum, düşünme alışkanlıkları, yetkinlik ve davranış görüntülerinin bir toplamı”dır.
5510 sayılı SSGSS Yasası’na göre iş kazası. MADDE 13- İş kazası;
a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
b) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,
c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
d) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,
e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hale getiren olaydır.
6331 sayılı İSG Kanunu’na göre iş kazası. İşyerinde veya işin yürütümü nedeniyle meydana gelen, ölüme sebebiyet veren veya vücut bütünlüğünü ruhen ya da bedenen engelli haline getiren olayı ifade eder. Meslek Hastalığı. 6331 sayılı İSG Kanunu M.3/l) Meslek hastalığı: Mesleki risklere maruziyet sonucu ortaya çıkan hastalığı ifade eder.
5510 sayılı SSGSS Yasası. MADDE 14- Meslek hastalığı, sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik halleridir.
Giriş. 3-6 Eylül 2017’de yapılan XXI. Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi’nde sunulan EU-OSHA ve ILO’nun tahminlerine göre; İş kazası veya meslek hastalığı sonucu her yıl 2,3 milyondan daha fazla kişi ölmektedir. Kötü iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının ekonomik maliyeti her yıl 2,7 trilyon Euro, diğer bir anlatımla dünya gayri safi yurtiçi hasılasının %3,9’udur. https://osha.europa.eu/en/about-eu-osha/press-room/eu-osha-presents-new- figures-costs-poor-workplace-safety-and-health-world
İşe bağlı ölümlerin %86’sı işe bağlı hastalıklardan. kaynaklanmaktadır. Bu oran AB için %98’dir. İş kazaları ve meslek hastalıkları 123.3 milyon yaşam yılının kaybedilmesine veya sakatlıkla geçirilmesine neden olmaktadır (DALY - disability-adjusted life years). Bu rakamın 67.8 milyonu erken ölüm yılı, 55.5 milyonu ise sakat olarak geçirilen yıllardır. Birçok AB ülkesinde İSG maliyetlerinin en önemli nedenini mesleki kanserler, ikinci önemli nedenini ise kas iskelet sistemi bozuklukları oluşturmaktadır. https://osha.europa.eu/en/about-eu-osha/press-room/eu-osha-presents-new- figures-costs-poor-workplace-safety-and-health-world
ILO verilerine göre dünyada;. her 15 saniyede 153 işçi iş kazası veya meslek hastalığına maruz kalmakta, her 15 saniyede bir işçi iş kazası veya meslek hastalığı sonucunda hayatını kaybetmektedir. Bu durum her gün 6.300, her yıl ise 2.3 milyondan fazla çalışanın iş kazası ve meslek hastalığı nedeniyle hayatını kaybettiği anlamına gelmektedir.
İş Sağlığı ve Güvenliğinin Amacı. İşçileri korumak, Üretim güvenliğini sağlamak, İşyeri güvenliğini sağlamak İş sağlığı ve güvenliğinin kuşkusuz en önemli amacı;. iş kazaları ve meslek hastalıklarını meydana gelmeden önce önleyerek işçilerin hayatlarını ve vücut bütünlüklerini korumaktır. İş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmasıyla çalışanlar için tehlikeden uzak ve sağlıklı bir çalışma ortamı sağlanmış olacaktır. İşçileri korumak
Üretim güvenliğini sağlamak. İş sağlığı ve güvenliği önlemleri alınan bir iş yerinde iş kazası ve meslek hastalığının meydana gelme riski azalacağından üretimin güvenliği sağlanmış olacaktır. Üretim güvenliğinin sağlanmış olması iş kazası ve meslek hastalıkları sonucunda ortaya çıkan iş gücü ve iş günü kayıplarını azaltacak, dolayısıyla verimlilik artışına neden olacaktır. Üretim güvenliğini sağlamak işverenlere ekonomik açıdan da katkıda sağlayacaktır.
İşyeri güvenliğini sağlamak. İşyerinde alınacak iş sağlığı ve güvenliği önlemleri ile güvenli bir çalışma ortamı yaratılarak, makine arızaları, üretim durması, patlama ve yangın gibi tehlikeli durumlar ortadan kalkacak ve işyeri güvenliği sağlanmış olacaktır.
İş Güvenliğinin Önemi. İş sağlığı ve güvenliği konusunun önem kazanmasının nedenleri Teknik zorunluluklar, Ekonomik zorunluluklar, Sosyal zorunluluklardır. Teknik Zorunluluklar. Günümüzde çalışma hayatında yer alan kişilerin karşılaştıkları risklerin sayı ve niteliği geçmişte yapılan üretime bağlı olarak kişilerin çalışma hayatında karşılaştıkları risklerin sayı ve niteliğinden oldukça farklı hale gelmiştir. Yeni teknolojilere bağlı olarak geleneksel riskler azalmakta, niteliği değişmekte, ancak yeni riskler söz konusu olmaktadır.
Ayrıca, işverenlerin kâr güdüsü içinde hareket. edip iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini ikinci plana atmaları işyerlerinde işgücü devir hızını yükseltip iş kazaları ve meslek hastalıklarının sayısında artışa neden olmaktadır. Ancak yalnızca kar güdüsü ile hareket etmek, verimliliği ve motivasyonu azaltarak işletmelerin ekonomik açıdan daha çok zarara uğramasına neden olur.
Sosyal Zorunluluklar. Sanayi Devrimi sonrasında oluşan “bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” şeklinde ifade edilen klasik liberal düşünce yapısına bağlı olarak devlet çalışma hayatına müdahale etmemiş, piyasada her şeyin kendi kendisine denge noktasını bulacağı düşünülmüştür. Ancak, işgücü arzının yüksek buna karşılık makinelerle yapılan üretime bağlı olarak işgücü talebinin daha düşük olması sonucunda işçiler son derece olumsuz koşullarda çalışmak zorunda kalmışlardır.
Ancak zamanla çeşitli nedenlerle devlet çalışma hayatına. müdahale etmek zorunda kalmış ve düzenlemeler yapılmıştır. Günümüzde de uzun çalışma sürelerine, olumsuz çalışma koşullarına kamuoyunun ilgisiyle birlikte bu alana dikkatler yönelmekte, yeni çalışmaların yapılması söz konusu olmaktadır. Nitelim ülkemizde, kamuoyunun ilgisini tersanelerde meydana gelen iş kazalarına yöneltmesiyle birlikte bu alana ilişkin çözüm önerileri gündeme gelmiştir. Aynı şekilde, slikosiz hastalarının yaşadıklarına kamuoyunun ilgisini yöneltmesi yine bu konuda çalışmalar yapılmasını gündeme getirmiştir. Dolayısıyla, toplumun çeşitli kesimlerinden gelen tepkiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunun önem kazanmasında etkili olmaktadır. İSG’nin Çok Bilimli Karakteri. Tıp bilimleri Mühendislik Bilimleri Sosyal bilimler
Giriş. İlk insanla başlayan üretim süreci boyunca üretim teknik ve biçimleri de değişmiştir. Taşın ve toprağın işlenmesi, madencilik tekniklerinin geliştirilmesi, ateşin bulunması, giderek buhar gücünden yararlanma olanakları, iş aletlerinin ve üretim araçlarının gelişiminde önemli etkileri olmuştur. Çalışma/iş yaşamındaki gelişmelerin getirdiği sorunların çözümü için yapılan çalışmalar işçi sağlığı ve iş güvenliğinin gelişiminde de temel unsurlar olmuştur. Bu nedenle yapılan işle sağlık arasında ilişki kurmanın tarihçesi oldukça eski çağlara dayanmaktadır. Geçmişi anlamak kuşkusuz, günümüz ve geleceği inceleyen sağlık ve güvenlik çalışmalarına yardımcı olur. Zira, sağlık ve güvenlikteki modern gelişmeler ne tek başınadır, ne de bağımsızdır. Bilakis, devamlılığın bir parçasıdır. Halen ayakta bulunan piramitlerden akılda kalan, inşaatı için yeterli iş gücünün sağlanması için tıbbi servisler kurulmasıdır. Hatta, (Toplam 283 maddeden oluşan) M.Ö. 2000'lerde Babil İmparatorluğunun kurucusu Hammurabi (M.Ö. 1819-1950) tarafından hazırlanan Hammurabi Kanunlarında İş Sağlığı ve Güvenliği hususunda hükümler bulunmaktadır.
Taş sütunlara yazılı Hammurabi Kanunları Yazıtı. "Eğer bir müteahhidin sağlam yapmadığı bir binanın çökmesi sonucunda bina sahibi hayatını kaybederse, müteahhit ölüm cezasına çarptırılır; eğer bina sahibinin oğlu hayatını kaybetmişse, müteahhidin oğlu ölüm cezasına çarptırılır; eğer bina sahibinin kölesi hayatını kaybetmişse, müteahhit aynı değerde bir köleyi bina sahibine verir. Eğer müteahhidin sağlam yaptığı bir binanın çökmesi sonucunda bina sahibinin malları hasar görmüşse, müteahhit binayı yeniden yapacağı gibi, bina sahibinin tüm zarar ve ziyanını da karşılayacaktır. Bir binanın inşaat kurallarına uyulmadan yapılan bir duvarı yıkılırsa, müteahhit tüm masrafları kendisine ait olmak üzere o duvarı sağlamlaştırmak zorundadır”.
Dünyada iş sağlığı ve güvenliğinin tarihsel gelişimini. aşağıdaki şekilde ikiye ayırabiliriz: • Sanayi Devrimi Öncesi • Sanayi Devrimi Dönemi Sanayi Devrimi Öncesi. Aristotle (M.Ö. 384-322) Koşucuların hastalıklarından söz etmiş, gladyatörler için özel diyet tarif etmiştir. Hipokrat (M.Ö.460-370) kurşun zehirlenmesinin başlıca belirtilerine dikkat çekmiş Nicander Hipokrat’ın çalışmalarını geliştirmiş Plini İşyeri tozları için maske yerine geçecek torba takılmasını önermiş Juvenal (M.S. 60-140) Ayakta durarak çalışanların varislerine işaret etmiştir.
Agricola. «De Re Metallica» kitabında maden ocaklarındaki tozlar için ocakların havalandırılması ve başka bazı önlemlerden söz etmiş. İsviçreli Paracelsus (1493-1541) “On Miners’ Sickness and Other Miners’ Diseases” adlı üç ciltlik kitabında; Madencilerde görülen akciğer hastalıkları ile madenlerin eritilmesi işlerinde çalışanların sorunlarına ve civaya bağlı olarak gelişen sağlık sorunlarına yer vermiştir .
İtalyan klinikçisi Dr. Bernardini Ramazzini (1633-1714). ilk kapsamlı meslek hastalıkları kitabını “De Morbis Artificum Diatriba” yazan kişi olarak “iş sağlığının babası” olarak tarihe geçmiştir. Ergonomiden de ilk söz eden kişi olmuştur. İş kazalarının önlenmesi için işyerinde koruyucu önlemlerin alınmasından söz etmiştir.
Ramazzini, iş kazası geçiren her hastasına iş koşulları. konusunda kapsamlı sorular yöneltirken işyerini ayrıntılı olarak gezip incelemektedir. Kitapta 53 hastalık ayrıntıları ile tanımlanmaktadır. Kitapta ayrıca meslek hastalıklarından korunma yöntemleri, beslenme, hijyen ve ergonomi de yer almaktadır. Ramazzini’ye göre “Sağlığı yitirmek pahasına elde edilen kazanç, pis-kirli bir kazançtır.” Dr. Ramazzini, hasta muayenesi sırasında “Ne iş yapıyorsun?” sorusunun yerleşmesini sağlayan hekim olarak tarihe geçmiştir.
Sanayi Devrimi beraberinde yeni sağlık ve güvenlik. sorunlarını da getirmiştir. Sanayi Devrimi ile üretimin niteliği değişmiştir. Küçük zanaat mahiyetinde atölyelerde, elle yapılan üretimin yerini yeni teknik buluşlara bağlı olarak makinelerle yapılan kitlesel üretim, seri üretim almıştır. Sanayi Devrimi Dönemi
Thomas Percival (1740-1804). İngiltere’de gençlerin çalışma koşulları ve süreleri hakkındaki raporu ile “Çocukların Bedeni ve Manevi Sağlıkları Hakkındaki 1802 Kanunu” adlı ilk fabrika yasasının çıkışına katkı sağlamıştır. Pervical Pott (1714-1788) 1775 yılında baca. temizleyicileri arasında, topluma oranla daha büyük sıklıkla görülen skrotum kanserlerinin başlıca nedenlerinden birinin yapılan iş olduğunu ortaya koymuştur. Charles Turner Thackrah (1795-1833) İngiltere’de meslek hastalıkları ile ilgili ilk kitabı yazmıştır. John Thomas Arlidge (1822-1899) çanak çömlekçilerin hastalıkları ile ilgili çalışmaları sürdürmüş, çini ve toprak ürünleri üretimiyle uğraşan fabrikalara işyeri hekimi atanmasını sağlamıştır.
Bugün çevre sağlığının kurucusu olarak anılan Edwin. Chadwick (1800-1884) 1842 yılında “Çalışanların Çevre Sağlığı Koşulları” adlı bir rapor hazırlamıştır. Alice Hamilton (1869-1970) Amerika Birleşik Devletlerinde işçilerin sağlığının korunması ve işyerlerinde yüksek düzeyde sağlık gözetimi sağlanmasına öncülük etmiş bir hekimdir. F. F. Erisman (1842-1915) Rusya’da çevre sağlığı biliminin kurucularından biridir
İngiltere’de Percival Pott’un baca temizleme işinde. çalışanların kanser hastalığına yakalanmaları konusunda yaptığı çalışmalar ve fabrikalarda baca temizleme işlerinde çocuk işçi çalıştırılması nedeniyle 1788 yılında Baca Temizleyicileri Kanunu çıkarılmıştır. Bu dönem itibarıyla Robert Owen, fabrikasında çalışma sürelerini kısaltmış, belirli yaşın altındaki çocukları çalıştırmamış ve kendi fabrikasında işçilerin daha iyi şartlara kavuşmaları yönünde dikkate değer çabaları olmuştur.
1802 yılında kabul edilen ilk Fabrikalar Kanunu ile. çocukların çalışma süreleri 12 saatle sınırlandırılmış ancak bu hüküm fabrikalarda denetim yapacak kişilerin atanmaması nedeniyle uygulanamamıştır. 1833 yılında çıkarılan Fabrikalar Kanunu ile 9 yaşın altındaki çocukların çalıştırılması, 18 yaşından küçüklerin gece çalıştırılması, 18 yaşından küçüklerin günde 12 saatten fazla çalıştırılmaları yasaklanmış ve fabrikaların denetimi için müfettişlerin görevlendirilmesi düzenlenmiştir. 1842 yılında da kadınların ve 10 yaşından küçük çocukların maden ocaklarında çalıştırılmaları yasaklanmıştır.
1844 yılında fabrikalardan işyeri hekimi bulundurma. zorunluluğu getirilmiştir. 1847 yılında işyeri denetimi ve iş müfettişliği yapısı oluşturulmuştur. 1895 yılında tehlikeli bazı meslek hastalıkları nın bildirimi zorunluluğu getirilmiştir. 1900 yılında ise işe giriş, aralıklı sağlık muayenesi, tehlikeli işlerde özel muayeneler, meslek hastalığı bildirimi, çalışamaz duruma gelenler ve sakatlananlar hakkında özel rapor hazırlanması kuralı getirilmiştir.
İngiltere’de yaşananlar ve yapılan düzenlemeler diğer ülkeler. açısından da örnek olmuştur. Almanya’da 1849, İsviçre’de 1840, Fransa’da 1841 ve Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) 1877 yılında iş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili kanunlar çıkarılmıştır. ABD’de iş sağlığı ve güvenliği alanında ilk düzenleme, Massachusetts eyaletinde yapılmıştır. 1836 yılında çocuk işçilerle ilgili bir kanun çıkarılmış, 1867 yılında denetim sistemi kanunlaşmış ve denetim sisteminin uygulanmasını sağlayacak olan örgüt sistemi kurulmuş, istatistikî veri toplama çalışmaları yoğunlaşmıştır. Federal hükümet daha sonra işyerlerinin sağlık ve güvenlik açısından denetim sorumluluğunu kendi üzerine almıştır.
İş sağlığı ve güvenliği alanında çalışma hayatına ilişkin. düzenlemelerden sonra çalışanları çeşitli risklerden koruyup, sağlıklı ve verimli çalışmalarını sağlamak amacıyla çalışmalar yapılmıştır. 17. yüzyılda Vauban ve 18. yüzyılda Belidor çok ağır işlerin işçileri yıprattığını ve meslek hastalıklarına yol açtığını bu nedenle de iş verimini arttırmak için işlerin iyi organize edilmesi gerektiğini ifade etmişlerdir. 19. yüzyıl başlarında Vaucanson ve Jackuard, işletmelerde çok yorucu ve yıpratıcı işlerin azaltılması ve iş güvenliğinin daha iyi sağlanabilmesi için otomatik makinelerin geliştirilmesi üzerinde çalışmışlardır. Bilimsel yöntemlerle iş analizi çalışmaların başlayan Taylor, çalışanların becerilerini artırmak, işin daha verimli yapılmasını sağlamak üzerinde çalışmıştır. Daha sonra insan fizyolojisi ile yapılan iş arasındaki ilişkiye yönelik çalışmalar olmuştur.
18. yüzyılda Tissot ilk defa hastanelerde meslek. hastalıklarının tedavi edilmesi için özel bölümler kurulması önermiş, 19. yüzyıl başlarında Patissier ise fabrikalarda iş kazası ve meslek hastalıklarıyla ilgili istatistiki verilerin toplanmasına çalışmış, hastalık veya kaza nedeniyle meydana gelen ölüm ve sakatlıkları incelemiştir. İş sağlığı ve güvenliğinin amacı, iş kazaları ve meslek hastalıklarını meydana gelmeden önce önleyerek işçilerin hayatlarını ve vücut bütünlüklerini korumak olsa da meydana gelen iş kazası veya meslek hastalığı sonucunda ortaya çıkan zararın giderilmesi de önem taşımaktadır.
Bu nedenle, iş kazasına uğrayanlara tazminat ödenmesi. ilk olarak 1885 yılında Almanya’da uygulanmaya başlamış sonra Avrupa ve Amerika’da yaygınlaşmıştır. Ülkelerin iş sağlığı ve güvenliği alanında yaptıkları çalışmalar ve düzenlemeler yanında uluslararası alanda 1919 yılında kurulan Uluslararası Çalışma Örgütü başlangıçta Birleşmiş Milletler’e bağlı olarak kurulmuş olmakla birlikte zaman içinde bağımsız bir uzmanlık kuruluşu haline gelmiştir. ILO’nun iş sağlığı ve güvenliği alanında önemli düzenlemeleri ve çalışmaları bulunmaktadır.
Türkiye’de İş Sağlığı ve Güvenliğinin. Tarihsel Gelişimi Avrupa’da yaşanan Sanayi Devrimi’nin koşullarının Osmanlı İmparatorluğu’nda oluşmaması nedeniyle aynı dönemde Sanayi Devrimi yaşanmamıştır. Türkiye’de sanayileşme alanında gecikmelere bağlı olarak iş sağlığı ve güvenliği alanında düzenlemeler konusunda da gecikme yaşanmıştır.
Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliğinin tarihsel gelişimini. aşağıdaki şekilde ikiye ayırabiliriz: 1) Cumhuriyet’ten önceki dönem, Tanzimat’tan önceki dönem, Tanzimat ve Meşrutiyet dönemi 2) Cumhuriyet dönemi. Tanzimat’tan Önceki Dönem. Osmanlı İmparatorluğu’nda Tanzimat’tan önceki dönemde üretim şeklinin zanaatkârlık olmasına bağlı olarak dini esaslara dayalı meslek örgütü olan esnaf zaviyeleri karşımıza çıkmaktadır. Esnaf zaviyeleri, Fütüvvetname’nin kurallarına göre yönetilmektedir. Fütüvvetnâme, ahiliğin özelliklerini taşıyan eserlerdir. Bu eserler, insanlara toplumda nasıl davranmaları gerektiğini açıklayan dinî- ahlâki nitelikli öğüt kitaplarıdır. Bu eserdeki öğütler , yüzyıllar boyunca Türk toplumuna yön veren öğütlerdir. Dilin sadeliği ve üslubunun akıcılığı, bu eserlerin önemini artırmıştır.
Osmanlı İmparatorluğu’nda esnaf zaviyelerinin yerini. Avrupa’da görülen meslek örgütleri olan loncalar almıştır. Bu dönemde, üretim şeklinin basit olmasına bağlı olarak işçilerin karşılaşabilecekleri risklerin sayı ve niteliği de bugün karşılaşılan risklerden farklıdır. Ayrıca, bu mesleki yapılanmalar içinde usta ile kalfa ve çırak arasında öğretmen-öğrenci ilişkisi olup ustalar, kalfa ve çıraklarını koruyup gözetmektedirler. Bu dönemde, iş sağlığı ve güvenliği alanında bir bilinçlenmeden söz edebilmek mümkün değildir. Ustanın işi öğretirken ne kadar iyi bir öğretmen olmasına bağlı olarak çalışanların kaza yapma oranının o kadar düşük olacağı düşünülmektedir.
Loncalarda, Türkiye’de sosyal güvenliğin başlangıcı. olarak da kabul edilen Orta Sandığı veya Teavün Sandığı adı verilen yardımlaşma sandıkları bulunmaktadır. Bu sandıklardan hastalanan üyelere tedavileri, yaşlanarak işini bırakan ve muhtaç duruma düşen ustalara ve tedavisi mümkün olmayan bir hastalık veya sakatlık sonucunda işgöremez duruma düşmüş olan usta, kalfa ve çırak gibi meslek mensuplarına geçimlerini sağlamak için yardımlar yapılmaktaydı.
Tanzimat ve Meşrutiyet Dönemi. Osmanlı’nın Batı ile siyasal yakınlaşmanın ekonomik ve sosyal hayata etkisi, Osmanlı İmparatorluğu yeni bir pazar olarak Batı Avrupa ülkelerinin ilgisini çekmiştir. Osmanlı İmparatorluğu’nda da ilk sanayileşme hareketleri başlamıştır. İş sağlığı ve güvenliği alanında ilk düzenlemeler de ancak bu dönemde yapılmıştır. İşçilerin en yoğun olarak çalıştıkları alanın kömür madenleri olması nedeniyle yapılan ilk düzenlemeler bu alana yöneliktir. Bu dönemde yapılan ilk düzenleme, 1865 tarihli Dilaver Paşa Nizamnamesi’dir
Dilaver Paşa Nizamnamesi (1865). 1865 tarihli Dilaver Paşa Nizamnamesi, padişahın onayından geçmemekle birlikte Ereğli Kömür Havzası’nda uygulanmıştır. 100 maddeden oluşan Nizamname günlük çalışma süresini 10 saat olarak belirlemiş, işçilere çalışma süresinin dışında dinlenme süresi verilmesini, işçilere yatacak yer sağlanmasını, işçi ücretlerinin öncelikli olarak ödenmesini ve işe hazır bekleyen işçilere çalıştırılmasalar bile ücret ödenmesini düzenlemiştir. Ayrıca Nizamnamede, işçilerin önemsiz sayılabilecek hastalıklarının madenlerde bulundurulacak doktor tarafından tedavi edilmesi, ağır hastalıklar söz konusu olduğunda da işçilerin evlerine gönderilmesi düzenlenmiştir. Hastalık, iş sözleşmesinin sona ermesinin nedeni sayılmıştır. Nizamnamede, iş kazalarından söz edilmemiş ve bunlara karşı önlem alınması üzerinde durulmamıştır. Dilaver Paşa Nizamnamesi’nde, denetim düzeni kabul edilmemiş olduğu için işçiler için olumlu kabul edilebilecek düzenlemeler de gereği gibi uygulanamamıştır.
Maadin Nizamnamesi (1869). 1869 tarihli Maadin Nizamnamesi, iş güvenliğiyle ilgili kurallara daha fazla yer vermiştir. Dilaver Paşa Nizamnamesi’nin eksiklerini tamamlamıştır. Maadin Nizamnamesi (1869). Maadin Nizamnamesi ile madenlerde zorla çalıştırma sistemi tamamıyla ortadan kaldırılmıştır. Ayrıca Nizamnamede; mühendislere kazaların önlenmesi için gerekli önlemleri alma ve bu amaçla ihtiyaç duyulan araç ve gereci idareden isteme hakkı, kazaların idareye bildirilmesi, madenlerde doktor ve eczane bulundurma yükümlülüğü, iş kazasına uğrayan işçilere ve ailelerine işveren tarafından tazminat ödenmesi, iş kazasında kusurlu bulunan işverenlerin para cezası ile cezalandırılması gibi düzenlemeler yer almıştır. Maadin Nizamnamesi ile iş sağlığı ve güvenliği alanında günün koşullarına göre önemli sayılabilecek düzenlemelerin yapılmış olduğu görülmektedir.
Mecelle. Türkiye’nin ilk medeni kanunu olan Mecelle için 1869 yılında bir komisyon çalışmaya başlamış ve 1876 yılında tamamlanmıştır. Mecelle’de, iş sağlığı ve güvenliği alanında işçinin, işverenin kusuruyla zarara uğraması halinde işverene bu zararı tazmin yükümlülüğü getirilmiştir. Ayrıca, ücretlerin ayni olarak ödenmesi yasaklanmış, günlük çalışma süresinin gün doğumundan gün batımına kadar uzayabileceği ve işçinin çalışmaya hazır halde bulunması halinde ücrete hak kazanacağı düzenlenmiştir. Sonuç olarak: Bu dönemde, çok güçlü olmayan bir sanayileşme içinde yapılan sınırlı sayı ve içerikteki düzenlemelerle iş sağlığı ve güvenliği alanında önlemler alınması konusunda çaba gösterildiğini görmekteyiz.
Cumhuriyet Dönemi. Türkiye’de gerçek anlamda sanayileşme hareketinin Cumhuriyet döneminde başlamış olması nedeniyle iş sağlığı ve güvenliği alanında düzenlemeler asıl bu dönemde yapılmıştır. 23 Nisan 1920’de açılan TBMM’nin 3 numaralı yasası “Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı’nın Kuruluşu Yasası”dır. İnsana önemi ön plana çıkaran bu yasa, işçi sağlığı güvenliğini ve sosyal güvenliğini yaklaşımında bir kilometre taşı niteliğindedir. TBMM, Sağlık Yasasından sonra Zonguldak-Ereğli havzasını ilgilendiren iki yasa çıkarıyor.
1) 1921 Tarih ve 114 Sayılı Zonguldak ve Erğli Havza-i. Fehmiyesinde Mevcut Kömür Tozlarının amele Menafi-i Umumiyesine olarak Fürühtuna Dair Yasa 2.) 10.09.1921 tarihli ve 151 sayılı Ereğli Havzai Fahmiyesi Maden Amelesinin Hukukuna Müteallik Kanun ile madenlerde 18 yaşından küçük olanların çalıştırılması yasaklanmış, günlük çalışma süresi 8 saatle sınırlandırılmış, 8 saatten fazla çalışılması halinde iki kat fazla ücret ödenmesi ve bu çalışmanın tarafların rızasıyla yapılması düzenlenmiştir. Maden işleten işverenler, hastalanan veya kazaya uğrayan işçileri tedavi ettirmek, madenin etrafında hastane, eczane ve hekim bulundurmak zorundadırlar. İş kazası nedeniyle ölümlerde, ölenlerin mirasçıları işverene karşı tazminat davası açabilecek, ayrıca kazaya neden işverenler hakkında cezai yaptırımlar da söz konusu olacaktır. Sağlık ve güvenlik şartlarına uymayan maden işletmecilerinin ruhsatname ve imtiyazları da feshedilebilecektir.
Bu düzenlemeler, TBMM’nin çıkardığı, sınırlı. kapsamlı da olsa ilk iş yasasıydı. Ayrıca bu yasalar sosyal güvenlik alanında “işçi- işveren-devlet” katkısını içerecek ölçüde ilerici ilk oluşumu başlatmıştır. 1923 yılında toplanan İzmir İktisat Kongresi’nde işçilerin. korunması amacıyla bazı kararlar alınmıştır. 1924 tarihli ve 394 sayılı Hafta Tatili Kanunu, 1935 tarihli ve 2739 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun yürürlüğe girmiştir. 1926 tarihli ve 818 sayılı Borçlar Kanunu’nda, işverenlerin işçiyi gözetme borçlarına ve işverenlerin iş kazası ve meslek hastalığından doğan hukuki sorumluluğuna ilişkin hükümler yer almaktaydı. 2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu Kanunda da, işverenin işçiyi gözetme borcu ve işverenlerin hukuki sorumluluğuna ilişkin bazı hükümler yer almaktadır.
1930 tarihli ve 1593 sayılı Umumi Hıfzısıhha Kanunu’nda,. çalışma hayatında kadınların ve çocukların korunması, en az 50 işçi çalıştıran işyerlerinde hekim bulundurma zorunluluğu, belirli büyüklükteki işyerlerinde revir ya da hastane yapılması yükümlülüğüne ilişkin hükümler bulunmaktadır. 1936 tarih ve 3008 sayılı İş Kanunu, ilk iş kanunu olması nedeniyle Türk çalışma hayatı açısından bir dönüm noktasıdır. Bu Kanunda, iş sağlığı ve güvenliği alanında düzenlemeler yer almıştır. Kanunun uygulanmasını sağlamak amacıyla çok sayıda tüzük çıkarılmıştır. 1945 tarih ve 4763 sayılı Kanun ile Çalışma Bakanlığı kurulmuş, 1946 yılında Çalışma Bakanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun çıkarılmıştır. 1945 yılında 4792 sayılı İşçi Sigortaları Kurumu ve sonrasında 4772 sayılı İş Kazalarıyla Meslek Hastalıkları ve Analık Sigortaları Kanunu yürürlüğe girmiştir.
Daha sonra diğer sigorta kollarına ilişkin düzenlemeler de. yapılmış, dağınık halde bulunan sosyal sigorta uygulamasını tek bir kanunda toplayabilmek amacıyla 1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu yürürlüğe girmiştir. Çalışma ilişkilerinin niteliğine bağlı olarak farklı sosyal güvenlik kanunlarına tabi olanları kapsayan 2006 tarih ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 2008 yılında kademeli olarak yürürlüğe girmiştir. 3008 sayılı İş Kanunu’nun yerine 1967 yılında 931 sayılı İş Kanunu yürürlüğe girmiştir. Kanunun Anayasa Mahkemesi tarafından şekil yönünden iptal edilmesi üzerine 1971 tarihli ve 1475 sayılı İş Kanunu yürürlüğe girmiştir. Avrupa Birliği’ne uyum sürecinde 2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu kabul edilmiştir.
Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği alanında çeşitli kanun. tasarıları gündeme gelmiş ve 20.06.2012 tarihinde 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (RG,T.30.06.2012, S.28339) kabul edilmiştir. Kanunda yer alan maddeler, kademeli olarak yürürlüğe girmektedir.
İş sağlığı ve güvenliği tarihinde ilkler ve enler. İlk iş hekimliği kitabı: De Morbis Metallicis — Paracelsus. İlk meslek hastalıkları / İSG kitabı: De Morbis Artificum Diatriba — Bernardino Ramazzini. İlk mineraloji kitabı: De Re Metallica — Georgius Agricola. Modern toksikolojinin kurucusu: Paracelsus. İş sağlığının kurucusu / babası: Bernardino Ramazzini. Ergonominin öncüsü: Bernardino Ramazzini.
1.KONU- İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ TARİHSEL GELİŞİM. Literatürde güncel kullanımı “İş Sağlığı ve Güvenliği” olan kavram, gelişim süreci içerisinde kapsam ve içerik olarak değişikliğe uğramıştır. Ekonomik hayatın içerisinde emek unsurunun rolünün artmasıyla birlikte öncelik işyeri sağlığı ve güvenliğinden işçi sağlığı ve güvenliğine doğru kaymıştır. Ancak iş, hem çalışanların hem de işyerinin korunması ve gözetilmesi ile sağlıklı ve güvenilir bir formatta gerçekleştirilebilir. Bu kapsamda, gerek işyeri sağlığı ve güvenliği gerekse de işçi sağlığı ve güvenliği kavramı değişerek yerini daha geniş bir anlamı olan “İş Sağlığı ve Güvenliği” kavramına bırakmıştır. Bu bölümde, kavramın gelişim süreci, tarihsel perspektifte ele alınacak; sonrasında günümüzde gelinen noktada etkileşim içerisinde olduğu çevreler hakkında bilgiler verilerek durum analizi gerçekleştirilecektir.
İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİNİN KAVRAMSAL ÇERÇEVESİ. İnsanoğlu, var olduğu günden bugüne kadar çalışmak zorunda kalmıştır. İnsanlar binlerce yıl öncesinde olduğu gibi bugün de çalışma esnasında iş kazaları ile karşı karşıya kalmaktadırlar. Geçmişte savaş sonucu görülen ölüm rakamları, günümüzde çalışma hayatında gerçekleşen iş kazaları sonucunda görülebilmektedir. Gelinen noktada, çalışma esnasında hayatını kaybeden insan sayısı, savaşarak hayatını kaybeden insan sayısından fazladır. İş kazası sonucu ölen insan sayısının alkol ve uyuşturucu kullanımından ölen insan sayısını geçtiği görülmektedir. Savaş dönemlerinde dünyada yaklaşık 650 bin insan hayatını kaybederken günümüzde iş kazası ve meslek hastalıkları nedeniyle hayatını kaybeden insan sayısının 3 milyona ulaştığı bilinmektedir. İnsanların en temel haklarından birisi de sağlık hakkıdır. İnsanların hayatlarını yüksek refah şartlarında yaşayabilmeleri, temel sağlık imkânlarının sosyal devlet tarafından gerçekleştirilmesine bağlıdır. İnsanlar, hayatlarının büyük bölümünü çalışma ortamında geçirmektedir. Bu nedenle çalışma ortamındaki tehlikeler ve çalışanların güvenliklerinin sağlanması sosyal devletin sağlık güvencesi kapsamına girmektedir. Burada bir diğer paydaş olan işverenlerin rolleri ortaya çıkmaktadır. Devlet ve işverenler, iş yerlerindeki sağlıksız ve güvensiz koşulları düzenleme ve denetleme rolünü gerçekleştirdiği takdirde, bireylerin sağlık ve güven içerisinde çalışmalarını sağlayacağı bir ortam doğacaktır. Bu kapsamda iş sağlığı ve güvenliği düzenlemeleri, bireylerin çalışma hayatındaki sağlık ve güvenlik hakkını gözeten en önemli uygulamalardır. Geniş anlamda iş sağlığı; “tüm mesleklerde çalışanların bedensel, ruhsal, sosyal iyilik durumlarını sürdürmek, çalışanların çalışma koşullarından kaynaklanan risklerden korunmasını sağlamak, sağlıklarının bozulmasını önlemek, kendilerine uygun işlere yerleştirmek ve işin insana ve insanın işe uyumunu sağlamak” olarak tanımlanmaktadır. İş güvenliği çalışmaları ise sağlık gözetimini tamamlamak üzere çalışanların korunması, rahat ve güvenli ortamda çalışmalarının sağlanmasını ve tehlikeli durumların yaşanmadan tespit edilip ortadan kaldırılmasını kapsamaktadır. İş sağlığı ve güvenliği, çalışanların işletmelerin işin yürütülmesi esnasında meydana gelebilecek tehlikeleri ortadan kaldırmak, çalışma esnasında karşılaşılan çalışma koşullarını iyileştirmek adına yapılan sistematik çalışma düzenidir. Geçmişte bu kapsamda yapılan çalışmalar, “İşçi Sağlığı ve Güvenliği” başlığı altında incelenirken günümüzde “İş Sağlığı ve Güvenliği” başlığı altında incelenmektedir. Bu durum, literatürde kimi bilim adamları tarafından, güvenlik ve sağlık önceliğinin işçinin sağlığından çok, işin ve işyerinin güvenlik ve sağlığına önem verildiği yönünde eleştiriler almaktadır. Diğer bir bakış açısına göre de iş sağlığı ve güvenliği (İSG) olarak tanımın daha geniş ele alınması gerekmektedir.
Bu kavramsal yaklaşımın iş yerinin içerisinde ve dışarısında işçiyi etkileyebilecek tüm tehlikeleri içerisine alabilecek geniş güvenlik önlemleri sunan, aynı zamanda işçi sağlığını ve güvenliğini de gözeten geniş bir sağlık ve güvenlik anlayışı getireceğini savunmaktadır. Meydana gelen kavramsal tartışmayı ortadan kaldırabilmek adına 1950 yılında Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ile Dünya Sağlık Örgütü (WHO) karma bir komisyon kurarak işçi sağlığı ve güvenliğinin de amaç ve hedeflerini içerisine alan bir tanım literatüre kazandırmışlardır. ILO, yaptığı bu tanımı 112 sayılı Tavsiye Kararı ile tüm üye ülkelere duyurmuştur. Bu tanım ile birlikte; iş sağlığı ve güvenliğinin amaçları arasında, çalışmanın olumsuz koşullarının en asgari düzeye çekilmesi, her işçinin fiziksel ve ruhsal yeteneklerine uygun işlerde çalıştırılması, bireylerin sağlık ve güvenlik kapasitelerinin üst düzeylere çekilmesi ve en önemlisi yapılan iş ile işçi arasında optimum uyum sağlanmasına özen gösterilerek işgücünün gereksiz yorgunluktan dolayı karşılaşabileceği tehlikelerin ortadan kaldırılmasının amaçlandığı ve kapsam içerisine alındığı duyurulmuştur. Günümüzde iş sağlığı ve güvenliğinin kavramsal çerçevesi; işin icra edilmesinden kaynaklanan tehlikelerin giderilmesi veya mevcut tehlikelerin önceden yapılacak çalışmalar ile tespit edilerek risklerin tespit edilip önlemlerinin alınması olarak genişlemektedir. İSG içerisinde işin icra edilmesi hususu oldukça geniş bir konudur. Çok farklı dinamikleri içerisinde barındırmaktadır. Bunun içerisine; işçi, makine ve işyerinden kaynaklanan birçok değişken girmektedir. Bu anlamda İSG hizmetleri, işin tüm süreçlerini etkileyen çok kapsamlı bir konudur. Bu anlamda işin sağlığını ve güvenliğini etkileyen birçok faktör iş yerinde kaza riski oluşturabilmektedir. Bu nedenle birçok bilim dalının İSG kapsamında farklı araştırmalar ile iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini arttırabilmek adına çalışmalar yapması gerekmektedir. Literatürün geneli iş sağlığı ve güvenliği konularına yaklaşımı üç ana başlık altında
Son olarak ise havzada her işverenin diplomalı bir hekim çalıştırmak ve eczane bulundurmak zorunda olduğu gibi başlıca düzenlemeleri çalışma hayatına getirmiştir. Dilaver Paşa Nizamnamesi’ne göre, daha geniş düzenlemeleri barındıran Maadin ve Maden Nizamnameleri işverenler tarafından uygulanmıştır. Bu dönemde iş sağlığı ve güvenliği kapsamında uygulamaya konulan düzenlemeler şunladır: Tersanei Amiriye ve Mensip İşçilerin Emeklilikleri Hakkında Tüzük, Askerî Fabrikalar Tüzüğü, Hicaz Demir Yolu Memur ve Hizmetlerinde Hastalık ve Kaza Hâllerinde Yardım Tüzüğü olarak sıralanabilmektedir. Bu uygulamalar, genelde önleyici yaklaşım merkezli değil, kaza gerçekleştiği andan itibaren sosyal yardım merkezli düzenlemeler olarak düzenlemiştir. Diğer taraftan da sendikaların 1908 yılından sonra aktif olarak söz sahibi olduğu göz önüne alındığında, iş sağlığı ve güvenliği kapsamında düzenlemelerin geliştirilmesinde somut katkılarının olmadığı belirtilmiştir.
Çalışanlara yönelik işçi güvenliği. Çalışma ortamına yönelik iş yeri güvenliği Üretim teknolojisine yönelik üretim güvenliği Başlıklardan görüldüğü üzere, iş sağlığı ve güvenliğine bakış açısı ikiye ayrılmıştır. Bunlardan birincisi işin güveliğinin arttırılması diğeri ise çalışan güvenliğinin arttırılmasıdır. Gelişen teknoloji beraberinde günümüzün çalışma hayatında da ciddi eğilim farklılıkları ortaya çıkarmaktadır. Bu durum, aynı zamanda yeni çalışma şekillerini beraberinde getirmektedir. Üretim yapısının değişmesi de yeni yönetim tekniklerinin ortaya çıkmasına ve çalışan kavramının değişmesine yol açmaktadır. Bu durum, nihai noktada ülkeleri İSG politikalarını güncellemeye mecbur bırakmaktadır. Aynı zamanda, işletme içerisinde yer alan her unsurun tehlikelerden ve risklerden uzak olmasını sağlayacak düzenlemeler getirilmesini mecbur kılmaktadır. Gelişen çalışma standartlarının beraberinde sağlıklı ve güvenlikli çalışma ortamları ortaya çıkaracağı görüşü hâkimdir. Bu durum, işçilerin refah ve huzurunu geliştirecek, moral motivasyonunu arttırarak üretimin ve yönetiminde de kalitesini arttıracaktır. İş sağlığı ve güvenliği hizmetleri, işletmelerde sadece kazayı önlemek için uygulanmamaktadır. İSG hizmetlerinin ana amacı; çalışan bireylerin bedensel ve ruhsal olarak daha refah ortamı içerisinde çalışmalarını sağlayacak tedbirlerin alınmasını sağlamaktır. İş sağlığı ve güvenliğinin kavramsal gelişim sürecine göz atıldığında, uygulamanın temel amacının sadece çalışan sağlığının gözetmek olmadığı görülmektedir. Gelişen süreçte önce işin güvenliği, sonrasında iş yerinin güvenliği, sonrasında çalışanın sağlık ve güvenlik ihtiyaçlarının işverenler ve devlet tarafından korunması ve gözetilmesi gerçeği ortaya çıkmıştır. İSG tedbirlerinin alınması beraberinde toplumun genelinde bir refah artışı yaratacaktır. Bu durum devlet açısından da iş kazası-meslek hastalıkları gibi gayrisafi millî hasıla içerisinde ciddi yekûn oluşturan bir kalemin azalmasını, işveren açısından işgücü ve sosyal güvenlik maliyetlerinin azalmasını son olarak da işgücü açısından ise sağlık ve güven içerisinde çalışan bireyler ortaya çıkararak verimliliği artan bireylerin ücretlerinde artışlar yaşanmasını sağlayacaktır.
Dünya’da İş Sağlığı ve Güvenliğinin Gelişim Seyri. İş sağlığı ve güvenliği uygulamaları birçok evrimden sonra günümüzdeki modern hâline gelmiştir. Günümüzdeki bilimsel anlamını kazanmasının altında sancılı bir tarihsel süreç yatmaktadır. Bu gelişim süreci içerisinde birçok farklı bilim insanı katkı sağlamıştır. Gelişim sürecinin sonunda iş sağlığı ve güvenliği, bir bilim dalı olarak, üretim sürecinde ve toplum yaşamındaki değişkenliklere bağlı olarak gelişimini sürdürmektedir. Dünya genelinde iş sağlığı ve güvenliği alanında yaşanan gelişmeler sanayi öncesi ve sonrası dönem olmak üzere iki alt başlık altında ele alınmaktadır.
Sanayi Devrimi Öncesi Yaşanan Gelişmeler. İş sağlığı ve güvenliği alanında yaşanan gelişmelerin geldiği noktayı anlayabilmek için öncelikle tarihsel süreci anlamak gerekmektedir. Sağlık ve güvenlik alanında yaşanan gelişmeler tek başına birden bire ortaya çıkmamıştır. Tamamı bir sürecin devamlılığını sağlamaktadır. Bu devamlılığın sağlanmasında başlangıç noktası Eski Mısır’a (MÖ 1500) dayanmaktadır. Hâlen ayakta olan Mısır Piramitleri’nin yapımında nasıl mimari bir başarıdan bahsediliyorsa aynı başarı çalışanların sağlık ve güvenliklerinin sağlanarak verimli şekilde çalışmalarında da gizlidir. Bu dönemde bulunan duvar yazmalarında, geniş tıbbi servislerin varlığından bahsedilmektedir. Diğer taraftan da MÖ 2000 yılında bulunan Babil İmparatorluğu’na ait yazıtlardan birisi olan Hamurabi Kanunları’nda iş sağlığı ve güvenli alanında hükümler olduğu aktarılmaktadır. Hamurabi yazıtları içerisinde iş kazası sonucu mağdur olan kişileri koruyucu maddeler arasında: “Eğer bir müteahhidin sağlam yapmadığı bir binanın çökmesi sonucunda bina sahibi hayatını kaybederse müteahhit ölüm cezasına çarptırılır; eğer bina sahibinin oğlu hayatını kaybederse, müteahhidin oğlu ölüm cezasına çarptırılır; eğer bina sahibinin kölesi hayatını kaybetmiş ise, müteahhit aynı değerde köleyi bina sahibine verir. Müteahhidin sağlam yaptığı bir binanın çökmesi sonucunda bina sahibinin malları hasar görmüş ise müteahhit binayı yeniden yapacağı gibi, bina sahibinin tüm zarar ve ziyanını karşılamak ile yükümlüdür. Bir binanın inşaat kurallarına uyulmadan yapılan bir duvarı yıkılırsa müteahhit tüm masrafları kendisine ait olmak üzere o duvarı sağlamlaştırmak zorundadır.” gibi maddeler yer almaktadır. Dünyada iş sağlığı ve güvenliği alanına olan farkındalık meslek hastalıkları üzerinden gelişmiştir. Meslek hastalılarının fark edilmeye başlandığı dönemse Antik Yunan dönemine dayanmaktadır. İş sağlığı ve güvenliğinin gelişimine bakıldığında çalışma olgusu başladığı andan itibaren bir gelişme göstermiştir. Ancak, neler yapıldığına ait somut bulgulara pek rastlanamamaktadır. İş sağlığı ve güvenliği anlayışının biraz daha yazılı hâle gelmesi ve kanunlaştırılmaya başlanması ilk olarak köleci toplumlardan olan Roma İmparatorluğu’nda görülmektedir. Bu dönemde bu konuya değinen bilim insanları arasında Heredot, çalışanların verimli olabilmesi için yüksek enerjili besinler ile beslenmelerine değinmiş; MÖ 370 tarihinde Hipokrat ise kurşunun insan vücudu açısından zararlı etkilerinden söz eden ilk kişi olmuştur. Roma imparatorluğu döneminde tozun insan vücuduna zararlı etkileri olduğuna yönelik tespitlerde bulunulmuştur. MÖ 200 yıllarında Hipokrat’ın çalışmalarını geliştiren Nicander, kurşun anemisi ve kurşun koliği gibi meslek hastalıklarını tanımlamıştır. Milattan sonraki dönemde sağlık ve hasatlıkların saptanmasına yönelik tedbirlerden ziyade önleyici tedbirler alanında gelişmeler yaşanmaya başlamıştır.
MS 23-79 yılları arasında çalışma ortamından korunmak amacıyla bireylere maske yerine kullanılmak üzere torba kullanmaları sağlanarak güvenli ortam sağlanmaya çalışılmıştır. Juvenal ise demircilerde görülen göz rahatsızlıklarına karşılık, gözlerini koruyucu gözlük uygulamasını geliştirmiş ve ayakta çalışanların varis olabileceklerini açıklamıştır. Feodal toplum döneminde yaşanan iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarına ait sağlıklı bilgiler kaynaklarda yer almamaktadır. Ancak çalışma kavramının temel dinamiklerinin bu dönemde atıldığı göze alındığında bu dönemde çalışan bireylerin çok sayıda iş kazası ve meslek hastalığına yakalandıkları tahmin edilmektedir. 16. yüzyılda Avrupa’da iş sağlığı ve güvenliği alanında gelişimin sağlanmasında en önemli etki İtalyan hekim Bernardino Ramazzi’dir. Ramazzani, yaptığı muayeneler esnasında yönelttiği sorular sayesinde bireylerin işleri ile sağlıkları arasında ilişki kurarak iş ve sağlık arasındaki ilk ilişkiyi kuran kişi olarak gösterilmektedir. Ramazzani, işçi sağlığı ve iş güvenliği kapsamında korunma yöntemleri üzerinde durmuş, iş yerinin sıcaklık derecesinden, iş yerindeki çalışma ortamında yer alan olumsuz koşullardan ve iş - işçi uyumundan bahsederek “ergonomi” biliminin temellerini atmıştır.
Sanayi Devrimi Sonrası Yaşanan Gelişmeler. Sanayi devrimi sonrasında, aile işletmelerinin yerlerini büyük bacalı fabrikalara bırakması sonucunda çalışacak işçi ihtiyacı artmıştır. Bu dönemde aileler, iş fırsatları bulmak amacıyla köylerden kentlere büyük gruplar hâlinde göç etmişlerdir. Bu durum, beraberinde birçok sosyokültürel zaafı ortaya çıkarmıştır. Bunun yanında, sanayi devriminin çalışma hayatındaki negatif etkileri kendisini göstermiştir. İşçiler fabrikalar ve maden ocaklarında uzun süreler ve düşük ücretlere çalıştırılmıştır. Ayrıca, çalışma şartlarının sağlık ve güvenlik açısından oldukça kötü olması birçok iş kazası ve meslek hastalığının görülmesine neden olmuştur. Teknolojinin gelişmesi ile üretim teknikleri gelişmiş, üretim hızları artmış ancak çalışanların sağlık ve güvenliklerini koruyan uygulamalar sınırlı kalmıştır. İngiltere’de sanayi devrimi sonucunda ortaya çıkan sorunları çözmek ve yasal düzenlemeler getirmek amacı ile yoğun çalışmalar gerçekleştirilmiştir. İngiltere parlamento üyesi Antony Asly Cooper çalışma şartlarının iyileştirilmesi, çalışma saatlerinin azaltılması, kadın ve çocukların çalışma koşulları ve saatleri hakkında düzenlemeler yapmak için rapor hazırlamıştır. 1740-1804 yılları arasında İngiltere’de yaşları 4-6 arasında olan çocukların 14-16 saat çalıştırıldıkları belirtilmektedir. Hazırlanan rapor çok etki göstermemiş, ancak İngiliz işveren Sir Robert Peel’i çok etkilemiştir. Sonrasında parlamentoda bu raporu desteklemiş ve kanun hâline gelmesine katkı sağlamıştır. 1802 yılında “Çırakları Sağlığı ve Morali (Diğer adı Çıraklık Sağlık ve Ahlakı Kanunu)” yasası yürürlüğe girmiştir. Çıkarılan bu kanun, beraberinde çalışma hayatına düzen getirmiştir. “Çırakları Sağlığı ve Morali Yasası” İngiltere’de iş sağlığı ve güvenliği alanında çıkarılan ilk yasa olarak gösterilmektedir. Bu yasa ile çalışma saatleri 12 saat ile sınırlandırılmış ve çalışma ortamının havalandırılması gibi sağlık düzenlemelerini uygulamaya sokmuştur. Endüstriyel gelişmelerin artması ile makinaların üretimde daha fazla rol alması beraberinde birçok iş kazası, yangın, patlama ve toz zehirlenmelerini getirmiştir. Amerikan ve Fransız İhtilali ile birlikte örgütlü hareketlerin artması, basının konulara duyarlılık göstermesi ile sosyal konular İngiltere’de daha fazla gündeme gelmeye başlamıştır. Bu konuların başında çocuk işçilerin horlanması ve köle işçilerin çalıştırılması gelmektedir. 1824 yılından itibaren İngiltere’de sendikal hareketin önü açılmış ve ilk sendikal hareket olan “Londra Yazışma Derneği” kurulmuştur. 1833 yılında ise kölelik sistemi kaldırılmıştır. İngiltere’de iş sağlığı ve güvenliği alanında uygulamaya konulan kanun sayısı her geçen yıl artış göstermiştir. Yine 1833 yılında çıkarılan “Fabrikalar Yasası” ile dokuz yaşının altında çocukların çalıştırılması yasaklanmıştır. Aynı kanun ile on sekiz yaşın altındaki çocukların ise gece işlerinde çalıştırılmaları yasaklanmıştır.
Benzer uygulamalar Fransa’da 1841, Almanya’da 1839, Belçika’da 1810, İsviçre’de 1840 yılında yürürlüğe girmiştir. Sonrasında, 1847 yılında İngiltere’de çıkarılan “On Saat Yasası” da çalışma sürelerinin daha da azalmasını sağlamıştır. 19. yüzyılın başlarından itibaren iş kazalarının ve meslek hastalıklarının yarattığı olumsuz etkileri ortadan kaldırmak amacı ile çeşitli sosyal güvenlik ilkeleri yaygınlaşmış ve çeşitli sigorta kolları kurulmuştur. Refah devleti anlayışının da filizlenmeye başladığı dönemde iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları bu sosyal koruma temelli anlayışın temeline yerleşmiştir. Dünyadaki iş kazaları ve meslek hastalıklarının önlenmesinde sendikaların katkısı büyüktür. 1919 yılında faaliyete başlayan Uluslararası Çalışma Örgütü(ILO)’nün Milletler Cemiyeti’ne bağlı olarak yapmış olduğu çalışmalar ve sonrasında Birleşmiş Milletler ile imzaladığı anlaşma sonucu uzmanlık kuruluşu hâline gelmesinin etkisi oldukça fazladır.
İlerleyen yıllarda. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ile Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve bu iki kuruluş ile ortaklaşa faaliyet yürüten birçok kuruluş, iş sağlığı ve güvenliği alanında çalışmalarını sürdürmüşlerdir. Ülkemiz de 1946 yılında ILO’nun üyesi olarak gerekli sağlık ve güvenlik koşullarını sağlamak için ILO’nun yayınlamış olduğu sözleşmeleri uygulamak adına kabul etmektedir. ILO, yürüttüğü çalışmalarda iş sağlığı güvenliği anlayışı ile sosyal devlet olma anlayışını birlikte değerlendirmektedir. Diğer bir ifadeyle, iş sağlığı ve güvenliği temel standartlarına uyulması ve bu standartların gelişen teknoloji oranında geliştirilmesini refah devleti olma koşulları arasında göstermektedir.
Türkiye’de İş Sağlığı ve Güvenliğinin Gelişim Seyri. Uluslararası düzeyde yaşandığı gibi ülkemizde de işçi sağlığı ve iş güvenliğinin tarihsel sürecinden bahsetmek gerekmektedir. Ülkemizde yaşanan gelişmeler, dünya ile benzer aşamalardan geçmiştir. Fakat ülkemizde iş sağlığı ve güvenliği sorunsalına ait gelişmelerin büyük bir kısmı sanayi devrimi sonrası yaşanmıştır. Sanayileşme süreci tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de iş sağlığı ve güvenliği sorunlarını ortaya çıkarmıştır.
Cumhuriyet Dönemi Öncesinde Yaşanan Gelişmeler. Avrupa’da ve dünyada 16 ve 17. yüzyıllarda eski üretim şekilleri form değiştirmeye başlamıştır. Sermaye birikiminin artması ve maliyetlerinin düşmesi üretimin hız kazanmasına neden olmuştur. Avrupa’da üretim süreci hızla gelişirken, Osmanlı İmparatorluğu’nda sanayi yapısı küçük işletmeler, el zanaatlarının etkinliği ve küçük tezgâhlar ile yapılan üretimden öteye gidilememiştir. Özellikle İngiltere’de 16. yüzyılın sonlarına doğru dokuma fabrikası sayısı 1900’leri bulmuştur. Bu durum Osmanlı Hükümdarlığı’nın ekonomik anlamda faaliyetlerine büyük darbe indirmiştir. Dokuma tezgâhları kapatılmaya başlanmış, ithalata dayalı bir ekonomik sistem uygulanmıştır. Osmanlı İmparatorluğu’nda ekonomik sistemin kömür üretimi dışında tersane, baruthane, top arabası, fişekhane, dökümhane gibi askerî amaçlı iş yerleri ile dokuma fabrikaları üzerinde yoğunlaştığı belirlenmiştir. Osmanlı İmparatorluğu’nda sanayi devrimi öncesi dönemde zanaat işleri ve küçük esnaflar yaygındı. İş yerlerinde çalışma koşullarını “lonca sistemi” belirlemekteydi. Çalışma ilişkilerinin dışında ülkede “Mecelle” kanunları uygulanmaktaydı. I. Tanzimat Fermanı’ndan hemen sonra yapılan girişimler sonucunda işçi sağlığı ve güvenliğini gözeten birtakım düzenlemeler getirilmiştir. Bu düzenlemeler, özellikle Ereğli Kömür İşletmeleri’nin Deniz Bakanlığı’na geçmesi ile kömür ocaklarında çalışan işçilerin çalışma koşullarını düzeltmek adına uygulamaya konulmuştur. Osmanlı İmparatorluğu’nda iş sağlığı ve güvenliği ile ilk olarak çıkarılan yasalardan en önemlisi Dilaver Paşa Nizamnamesi’dir. Bu düzenleme, beraberinde iş görenleri koruyucu sosyal politika uygulamalarını beraberinde getirmiştir. Düzenleme ile maden işlerinde çalışanların sağlık gözetimleri için her maden ocağında bir adet sağlık görevlisinin bulunması uygulaması işleme konulmuştur. Dilaver Paşa Nizamnamesi, literatürde genelde üretimi arttırıcı uygulamaları çalışma hayatına getirmesi ile aktarılırken, direkt olarak iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ilk düzenleyici yasa olarak da aktarılmaktadır. Maden Nizamnamesi, ilk kez madenlerde doktor ve hemşire bulunması gerektiğini vurgulamış ve kazaya uğrayan ailelere tazminat ödenmesini düzenlemiştir. Maden Nizamnamesi’nden iki yıl sonra yürürlüğe giren Maadin Nizamnamesi’nde iş sağlığı ve güvenliği alanında yapılan düzenlemeler genişletilmiştir. Bu yasa, genel hatları itibarıyla iş sağlığı ve güvenliği konularını içermektedir. Getirdiği düzenlemeleri özetler isek; işveren iş kazasının oluşmasını önlemek için gerekli önlemleri alarak iş güvenliğini sağlamak zorundadır. Kazaya maruz kalanlara veya ailesine mahkeme tarafından hükmedilecek tazminat işveren tarafından ödenecektir. Kaza, işverenin kötü yönetim ve denetimi veya gereken önlemlerin kanunlara uygun olarak yerine getirilmemiş olması nedeniyle meydana gelmiş ise, işveren ayrıca 15-20 altın tutarında daha fazla tazminat ödeyecektir.
Uygulamaya başlatılan iş sağlığı ve güvenliği maddeleri arasında; İşyerlerine sağlık hizmetinin götürülmesi, endüstriyel kuruluşlarda çocuk ve kadınların çalıştırılma şartları, işçiler için gece hizmetleri, gebe kadınların doğumdan önce ve sonra çalıştırılma şartları, iş yerlerine sağlık hizmeti götürecek iş yeri hekiminin çalıştırılması şartlarını ve diğer revir, hastane gibi kuruluşlara ilişkin düzenlemeleri ile ilgili uygulamaları çalışma hayatına kazandırmıştır.
1937 yılında yürürlüğe giren 3008 sayılı İş Kanunu. uygulamaya başlanmıştır. Uygulanmaya başlayan İş Kanunu ile iş sağlığı ve güvenliği düzenlemeleri daha ayrıntılı ve sistemli bir yapıya kavuşmuştur. Yasa beraberinde bir yıl içerisinde bir sosyal güvenlik sisteminin kurulması şartını da uygulamaya sokmuştur. Bu yasa, 16 Haziran 1937 tarihinde yürürlüğe girmiş ve 1967 yılına kadar uygulamada kalmıştır. 3008 sayılı İş Kanunu’nun sosyal ve ekonomik gelişmelere karşı etkisiz kalması sonucunda, 2.08.1967 tarihinde 931 sayılı İş Kanunu yürürlüğe girmiştir. Bu yasa da Anayasa Mahkemesi tarafından şekil yönünden uygunsuz bulunmuş ve sadece 9 ay yürürlükte kalmıştır. Yasanın yürürlükten kalkması ile meydana gelen boşluğun doldurulması amacıyla, 1475 sayılı İş Kanunu yürürlüğe konulmuştur. Bu kanun işverene iş sağlığı ve güvenliği konusunda yüksek sorumluluklar yüklerken; işçilere de sağlık ve güvenlik koşullarına uymaları yönünden sınırlar getirmiştir. Kanun ile beraber iş sağlığı ve güvenliği tüzükleri de uygulanmaya başlanmıştır. Uygulamaya geçen tüzükler arasında; İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Parlayıcı, Patlayıcı, Tehlikeli ve Zararlı Maddelerle Çalışılan İşlerde ve İşyerlerinde Alınacak Güvenlik Tedbirleri Hakkında Tüzük Yapı İşlerinde Alınacak İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tedbirleri Tüzüğü Maden ve Taş Ocakları İşletmelerinde ve Tünel Yapımında Alınacak İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Önlemlerine İlişkin Tüzük yer almaktadır. 1964 yılında 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu yürürlüğe konulmuştur. Kanun’un ikinci bölümü iş kazaları ve meslek hastalıklarına tahsis edilmiştir. Aynı zamanda 124. ve 125. maddeleri uyarınca Sosyal Sigortalılar Kurumu, sigortalıların sağlık durumlarını denetleme amacı ile sağlık kontrolüne alabileceğini ve koruyucu hekimlik uygulaması ile her türlü önlemleri alabileceğini belirtmiştir. Bu dönemden 2003 yılına kadar, 1 adet anayasa değişikliği, sendikalar ve toplu pazarlık yasası değişmesine rağmen iş sağlığı ve güvenliği alanında yeni bir düzenleme çalışma hayatında uygulamaya geçmemiştir. Sadece tüzük ve yönetmelikler ile çalışma hayatındaki işçi sağlığı ve iş güvenliği korunmaya çalışılmıştır. 2003 yılında çıkarılan 4857 sayılı İş Kanunu içerisinde iş sağlığı ve güvenliği kapsamında bir bölüm açılarak konuya verilen önem ortaya konmuştur. . İş sağlığı ve güvenliği alanında da ayrıntılı hükümlere yer verilmiştir. İş Kanunu’nun beşinci bölümünde iş sağlığı ve güvenliği bölümüne yer verilmiştir. Bu yasayı diğer yasalardan ayıran farklılıkların başında ise işgücü eğitimi ve iş sağlığı ve güvenliği gerekliliklerine uyması gereken işletmelerin niteliklerinin ortaya konmasını sağlaması yer almaktadır. Ülkemizde, iş sağlığı ve güvenliği alanında en büyük gelişme 2012 yılında yaşanmıştır. 2012 yılında ülkemiz mevzuat anlamında, iş sağlığı ve güvenliği kapsamında mevzuat tekliği kapsamına geçmiştir.
HEREDOT:. İlk kez çalışanların verimli olabilmesi için yüksek enerjili besinlerle beslenmeleri gerektiğine değinmiştir. HİPOKRAT: İlk kez kurşunun zararlı etkilerinden söz etmiş, kurşun koliğini tanımlamış, halsizlik, kabızlık, felçler ve görme bozuklukları gibi belirtileri saptamış ve bulguların kurşun ile ilişkisini açık bir biçimde ortaya koymuştur. Roma İmparatorluğu döneminde toksikoloji oldukça ilerlemiş, birçok bitkisel zehir, arsenik ve arsenik asidinin sülfid tuzları bulunmuştur. DİOSCORİDES Zehirleri bitkisel, hayvansal ve mineral kaynaklı olmak üzere kökenine göre üçe ayırmış ve bu ayrım yüzyıllar boyunca kullanılmıştır.
NİCANDER:. M.Ö. 200 yıllarında Hipokrates’in çalışmalarını daha da geliştiren Nicander, kurşun koliği ve kurşun anemisini incelemiş ve bunların özelliklerini tanımlamıştır. Bu dönemde yapılan çalışmalar sağlık ve güvenlik sorunlarının saptanması ve tanımı ile sınırlı kalmamış, zararlı etkilerden korunma yöntemleri de geliştirilmiştir. PLİNİ Nitekim M.S. 23 ile 79 yılları arasında yaşamış olan Plini, çalışma ortamındaki tehlikeli tozlara karşı çalışanların korunması amacıyla maske yerine geçmek üzere başlarına torba geçirmelerini önermiştir.
JUVENAL:. Özellikle demircilerde görülen göz yakınmaları ve göz hastalıklarının yapılan işten kaynaklandığını, sürekli olarak ayakta çalışanlarda varislerin oluşabileceğini açıklamıştır. Bu dönemde de uzun yıllar boyunca üretim araç ve tekniklerinde önemli gelişmeler olmuş, üretim sürecinde giderek daha çok sayıda yer alan insanlar, iş kazaları ve meslek hastalıklarında artışlar tespit edilmiştir.
AGRİCOLA:. Dünyada ilk mineroloji bilgini olarak bilinen G.Agricola, bazı zehirlerin etkilerini belirlemiş, koruyucu önlemler ileri sürmüştür. Ayrıca iş kazaları üstünde de durarak sorunları ortaya koymuş ve önerilerde bulunmuştur. Agricola, Jachymor’da hekimlik yaptığı yıllarda, mineraloji ve maden izabelerinde çalışanların sorunlarını incelemiş ve gözlemlerini 1530 yılında “De Re Metallica” isimli kitabında yayınlamıştır. Zamanın jeoloji, madencilik, metalurji bilgilerini de kapsayan önemli bir yapıt olan söz konusu kitabında, tozu önlemek için maden ocaklarının havalandırılması gerektiğini belirtmiş, iş kazaları ve iş güvenliği yöntemleri konusunda önerilerde bulunmuştur.
W. GİLMAN THOMPSON:. ABD’deki meslek hastalıkları konusundaki çalışmalarının yoğunlaşması 20. yüzyılın başında Cornell Üniversitesi öğretim üyesi W. Gilman Thompson’ın. Occupatonal Diseases” adındaki kitabını 1914 yılında yayınlaması ile başlanmıştır. BUTLIN:. Gençlerede görülen skrotum ve cilt kanserlerinin sebebinin kömür tartanı ve madeni yağlar olduğunu tanımlamıştır. AKSOY:. Benzen’in lösemi hastalığına sebep olduğunu açıklamıştır.
İş sağlığı ve güvenliği tarihinde ilkler ve enler. İlk tıbbi iş güvenliği müfettişi: Sir Thomas Morison Legge. Dünyada ilk yazılı İSG kanunu: 1802 Çırakların Sağlığı ve Morali Yasası (İngiltere). İş müfettişliği kurumunu başlatan yasa: 1833 Fabrikalar Yasası (İngiltere). Osmanlı döneminde ilk İSG belgesi/düzenlemesi: Dilaver Paşa Nizamnamesi (1865). İşverene ilk kez hukuki/tazminat yükümlülüğü getiren Osmanlı düzenlemesi: Maadin Nizamnamesi (1869). İhtiyat ve teavün (yardımlaşma) sandıklarını kuran kanun: 151 sayılı Kanun (1921).
SİR ROBERT PEEL :. (1788-1850) O yıllarda İngiltere’de yaşları 4-6 civarında olan ve günde 14 saat çalıştırılmakta olan çocuklara, tezgâha yetişebilmeleri için altlarına sandalye koyuluyor idi. Bu rapor bir işveren ve parlamenter olan Sir Robert Peel’i etkilemiş ve parlamentoda girişimlerde bulunarak 1802 yılında “Çırakların Sağlığı ve Morali” (diğer adıyla Çıraklık Sağlık ve Ahlakı Kanunu) adlı yasanın çıkarılmasını sağlamıştır. Çıkarılan bu Kanun ile İngiltere’de işçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili olarak çıkartılan bu ilk yasa çalışma saatini günde 12 saat olarak sınırlamış, iş yerlerinin havalandırılmasını öngörmüştür. Sonraları kapsamı daha geniş ve çalışma koşullarını düzeltmeye yönelik yasaların yürürlüğe konulması sürdürülmüştür.
ROBERT OWEN :. (1771-1858) İskoçya’daki fabrikasında on yaşın altında kimseyi çalıştırmamış ve çalışma saatlerini de azaltmıştır. Gençler ve yetişkinler için ayrı ayrı eğitim programları hazırlamış ve iş yerinde çevre koşullarının düzeltilmesi için önemler almıştır. 18. ve 19. yüzyıllarda yapılan işin sağlık üzerine olumsuz etkileri olabileceği iyice anlaşılmıştır. 1847 yılında çıkarılan Bu dönemde “On Saat Yasası” ile çalışma saatleri sınırlandırılmıştır.
ORFİLA :. 1787 ile 1853 yılları arasında yaşayan Orfila ise, zehirli maddelerin analitik yöntemlerle tanımlanabileceğini ileri sürmüş, yeni yöntemler geliştirerek, toksikolojinin ilerlemesine öncülük etmiştir. THACKRAH :. 1795 ile 1832 yılları arasında yaşayan ünlü hekim Charles Turner Thackrah iç hastalığı uzmanı iken sonradan meslek hastalıklarına yönelmiş ve bir kitap yayınlayarak, bu konunun İngiltere’de öncülüğünü yapmıştır. Ancak yaşamı çok kısa sürdüğü için son derece önemli ve verimli çalışmalarını sürdürememiştir.
MORİSON LEGGE:. İngiliz iş hekimi Thomas Morison Legge ilk hekim iş güvenliği müfettişi olarak atanmıştır. THOMAS LEGGE:. Çağımızda iş sağlığı ve güvenliği 20. yüzyılın başından başlayarak Thomas Legge kurşun zehirlenmesi gibi şarbonun da meslek hastalığı olduğunu ileri sürmüş, iş müfettişliği ve bu konu ile ilgili tüzüğün kabul edilmesinde etkili olmuştur.
SİR JOHN SİMON:. İş yerlerinin sağlık yönünden denetlenmesinin gerekliliğini belirtmiş, birçok zehirlenme ve bulaşıcı hastalığın böylece önlenebileceğini ileri sürmüş ve bu tür hastalıkların bildiriminin zorunlu olmasına öncülük etmiştir. ALİCE HAMİLTON:. ABD’deki işçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili gelişmeler ile ilgili olarak Alice Hamilton yaşamının 40 yılını mesleki risklerin incelenmesine harcamıştır. Kurşun sanayinde görülen zehirlenmeleri incelemeye başlamış, işverenlerin tepkilerine rağmen çalışmalarını sürdürmüş ve çalışma koşullarının düzeltilmesi için uygulanacak kontrol yöntemlerinin geliştirilmesini sağlamıştır.
COOPER :. Bu dönemde İngiliz parlemanto üyesi Anthony Ashley Cooper çalışma koşullarını düzeltmek amacıyla, çalışma saatlerinin azaltılması, maden ocaklarında ve fabrikalarda çalıştırılan kadın ve çocukların korunmasını öngören yasalar çıkarılması konusunda çaba harcamıştır.
THOMAS PERCİVAL:. 1740 ile 1804 yılları arasında yaşayan hekim Thomas Percival, genç işçilerin çalışma saat ve koşulları ile ilgili olarak bir rapor hazırlamıştır. MICHAEL SADLER :. (1780-1835)Bu çalışmalardan etkilenen Michael Sadler 1832 yılında parlamentoya yeni bir yasa önerisi getirmiş ve 1833 yılında “Fabrikalar Yasası” adı altında yürürlüğe girmesini sağlamıştır. Bu yasa ile fabrikaların denetimi için müfettiş atanması zorunlu kılınmış, 9 yaşın altındaki çocukların işe alınması ve 18 yaşından küçüklerin ise 12 saatten fazla çalıştırılmaları yasaklanmıştır. 1842 yılında yapılan başka bir yasal düzenleme ile de kadınların ve 10 yaşından küçük çocukların maden ocaklarında çalıştırılmaları yasaklanmıştır. 1844 yılında ise iş yerlerindeki hekimlerin sorumlulukları genişletilerek sağlık açısından tehlikeli yerlerde çalışanların sağlık kontrolleri da bu hekimlerin görevleri arasına alınmıştır. 1895 yılında ise bazı tehlikeli meslek hastalıklarının bildirimi zorunlu hale getirilmiştir.
PERCİVALL POTT:. (1714-1877)“Bel Kemiği Eğriliklerinde Sık Görülen Alt Taraf Organlarındaki Felçler Üstüne” adındaki kitabında özellikle baca temizleyicilerinde görülen skrotum kanserlerinin nedeni olarak is üzerinde durmuş ve bunu bir meslek hastalığı olarak nitelemiştir.
ELLENBOG:. 1473 yılında kuyumcularla ilgili bazı hastalıkları inceleyen ULRİCH ELLENBOG yalnızca izlenimlerini bildirmekle yetinmiştir. PARACELSUS 1493 ile 1541 yılları arasında yaşayan Alman düşünür ve hekimi Paracelsus Basel Üniversitesi’nde verdiği derslerle, tıpta yeni bir anlayışa öncülük etmiştir. 1528 yılında üniversiteden ayrılarak hastalarını inceleme amacıyla geziye çıkmıştır. Tirol maden işletmelerinde iş yeri hekimi olarak çalıştığı yıllarda, o gün için dünyada ilk iş hekimliği kitabı olan “De Morbis Metallicis”i yazmıştır. Kitapta işletmenin çeşitli bölümlerindeki çalışanlarda görülen belirtileri büyük bir dikkatle tanımlamıştır. Ayrıca zehirlerin kimyasal yapıları ile doz ve organizma arasındaki ilişkiyi saptayabilme gibi çok önemli araştırmalar yapmıştır. Bu nedenle Paracelsus modern toksikolojinin başlangıcı sayılmaktadır.
RAMAZZİNİ:. 1633 ile 1714 yılları arasında yaşayan işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda önemli çalışmalar yapan İtalyan Bernardino Ramazzini felsefe ve tıp okuyarak yetişmiş ve Padova Üniversitesinde öğretim üyeliği yapmıştır. Uzun incelemeler sonucu 1713 yılında yayınladığı “De Morbis Artificum Diatriba” isimli kitabında özellikle iş kazalarını önlemek için, iş yerlerinde koruyucu güvenlik önlemlerinin alınmasını önermiştir. Asıl uzmanlığı epidemiyoloji olduğu halde meslek hastalıkları konusunda üne kavuşmuş ve işçi sağlığının kurucusu sayılmıştır. Ramazzini işçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili sayısız çalışmalar yapmış, çok önemli bilimsel görüş ve öneriler getirmiştir. Hipocrates çağından bu yana hastalara sorulan gelenekselleşmiş sorulara işçi sağlığı ve iş güvenliği ilkesini eklemiştir. Bu ilke, kişinin karşılaştığı etkenlerin bilinmesi ile sonuca kolayca ulaşılmasını sağlamıştır. Kurşun ve cıva zehirlenmelerini incelemiş ve belirtilerini saptamıştır. İşçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili korunma yöntemleri üzerinde durmuş, iş yerlerinin sıcaklık derecesinden, iş yeri havasında bulunabilecek zararlı etkenlerden ve bunların giderilmesi için alınması gerekli önlemlerden ve havalandırma yöntemlerinden söz etmiştir. İş yerlerindeki çalışma ortamından kaynaklanan olumsuz koşulların düzeltilmesi ile iş veriminin artacağını ileri sürmüştür. İş yerlerinde işçinin çalışma şeklinin, iş-işçi uyumunun sağlık ve iş verimi üzerinde etkili olduğu düşüncesini ortaya koyarak ergonomi ilkelerini daha on yedinci yüzyılda açıklamıştır. İşçi sağlığı ve iş güvenliğinde köklü ve çağdaş nitelikteki gelişmeler Bernardino Ramazzini ile İtalya’da başlamış, bilimsel diyebileceğimiz iş hekimliği ortaya çıkmış fakat gelişmelerin devamı Sanayi Devrimi sonrası İngiltere’de olmuştur. Sanayi Devrimi Dönemi iş sağlığı ve güvenliği İnsanın doğa ile savaşımı ile başlayan, ilk aletin yapımı ile gelişen ve toprağı ekip biçmek, madenleri çıkarıp işlemek, iplik eğirip dokumak şeklinde süren çalışma yaşamı insanlık tarihinin uzunca bir dönemi boyunca çok büyük değişikliklere uğramamıştır.
İSG tarihinde önemli bilim insanları. Heredot (MÖ 484–425): Çalışanların verimli olabilmesi için yüksek enerjili besinlerle beslenmesi gerektiğini ilk kez vurgulayan düşünürdür. Hipokrat (MÖ 460–370): Kurşunun zararlı etkilerini ilk açıklayan hekimdir; kurşun koliği, kabızlık, felç, halsizlik ve görme bozukluklarını kurşunla ilişkilendirmiştir. Nicander (MÖ 2. yüzyıl): Hipokrat’ın çalışmalarını geliştirmiş; kurşun koliği ve kurşun anemisini detaylı olarak tanımlamıştır.
İSG tarihinde önemli bilim insanları. Dioscorides (MS 40–90) — eseri: De Materia Medica: Zehirleri kökenine göre bitkisel, hayvansal ve mineral kaynaklı olmak üzere üçe ayırmıştır. Plini (Plinius) (MS 23–79) — eseri: Naturalis Historia: Çalışma ortamındaki tehlikeli tozlara karşı korunmak amacıyla maske yerine başlarına koruyucu torba geçirmeyi önermiştir. Juvenal (MS 1.–2. yüzyıl): Demircilerde görülen göz rahatsızlıklarını ve sürekli ayakta çalışanlarda oluşan varisleri tanımlamıştır.
İSG tarihinde önemli bilim insanları. Ulrich Ellenbog (1473) — eseri: Von den giftigen besen Tempffen und Reuchen: Kuyumcularda ve metal işlerinde görülen meslek hastalıklarını ve zehirlenmeleri inceleyen ilk risaleyi yazmıştır. Paracelsus (1493–1541) — eseri: De Morbis Metallicis (1567): Modern toksikolojinin kurucusudur. Dünyada ilk iş hekimliği monografisi kabul edilen eseri yazmış, doz ile zehir arasındaki ilişkiyi tanımlamıştır. Georgius Agricola (1494–1555) — eseri: De Re Metallica (1530/1556): İlk mineraloji bilginidir. Maden ocaklarında tozu önlemek için havalandırma sistemleri ve kaza önleme yöntemleri önermiştir.
İSG tarihinde önemli bilim insanları. Bernardino Ramazzini (1633–1714) — eseri: De Morbis Artificum Diatriba (1700/1713): İş sağlığının kurucusu/babası ve ergonominin öncüsü sayılır. Hastalara geleneksel soruların yanında “Ne iş yapıyorsun?” sorusunun sorulmasını ilke edinmiştir. Percivall Pott (1714–1788) — eseri: Chirurgical Observations (1775): Baca temizleyicisi çocuklarda görülen skrotum (testis) kanserinin nedeninin baca isi/kurum olduğunu kanıtlamıştır; bu ilk mesleki kanser tanımıdır. Henry Butlin (1845–1912): Genç işçilerde skrotum ve cilt kanserlerinin etkeninin kömür katranı ve madeni yağlar olduğunu tespit etmiştir.
İSG tarihinde önemli bilim insanları. Mathieu Orfila (1787–1853) — eseri: Traité des Poisons (1814): Zehirlerin analitik ve kimyasal yöntemlerle saptanabileceğini ortaya koyarak modern toksikoloji laboratuvarının temellerini atmıştır. Thomas Percival (1740–1804) — eseri: Percival Raporu (1796): Manchester’da genç ve çocuk işçilerin ağır çalışma şartları ve çalışma saatleri hakkında ilk kapsamlı hekim raporunu hazırlamıştır. Sir Robert Peel (1788–1850): Percival’in raporunu parlamentoya taşımış ve İngiltere’de ilk İSG yasası kabul edilen 1802 tarihli Çırakların Sağlığı ve Morali Kanunu’nu çıkartmıştır.
Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliğinin tarihsel kronolojisi. 1967 — 931 sayılı İş Kanunu. Anayasa Mahkemesi’nin iptali sonucu mülga olmuştur. 1971 — 1475 sayılı İş Kanunu. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü ile sektörel tüzüklerin yasal dayanağını oluşturmuştur. 2003 — 4857 sayılı İş Kanunu. Beşinci bölümünde İSG hükümleri yer alır; AB müktesebatına uyumlu yönetmelikler dönemini başlatmıştır. 2012 — 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu. Türkiye’nin ilk müstakil, kamu ve özel sektör ayrımı yapmayan İSG kanunudur.
İSG tarihinde önemli bilim insanları. Robert Owen (1771–1858): İskoçya’daki fabrikasında 10 yaş altı çocuk çalıştırmayı yasaklamış, çalışma sürelerini düşürmüş ve çevre ile eğitim koşullarını iyileştirmiştir. Michael Sadler (1780–1835) — eseri: Sadler Raporu (1832): Çalışma koşullarının denetlenmesi ve çocuk işçiliğinin kısıtlanması için 1833 Fabrikalar Yasası’nın temelini atan parlamenterdir. Charles Turner Thackrah (1795–1832) — eseri: The Effects of Arts, Trades... (1831): İngiltere’de meslek hastalıkları ve iş hekimliği alanında ilk kapsamlı kitabı yazan iç hastalıkları hekimidir.
İSG tarihinde önemli bilim insanları. Sir Thomas Morison Legge (1863–1932): İngiltere’nin ilk tıbbi iş güvenliği müfettişidir. Şarbon ve kurşun zehirlenmelerinin meslek hastalığı sayılmasını ve bildirimini sağlamıştır. Sir John Simon (1816–1904): İşyerlerinin sağlık yönünden periyodik denetlenmesine ve bulaşıcı meslek hastalıklarının bildiriminin zorunlu kılınmasına öncülük etmiştir. Alice Hamilton (1869–1970) — eseri: Industrial Poisons in the United States: ABD’de endüstriyel toksikolojinin öncüsüdür; kurşun zehirlenmesi ve endüstriyel tehlikeler üzerine kırk yıl çalışmıştır.
İSG tarihinde önemli bilim insanları. W. Gilman Thompson (1856–1927) — eseri: The Occupational Diseases (1914): ABD’de meslek hastalıkları alanında yayımlanmış en kapsamlı ilk standart ders kitabının yazarıdır. Prof. Dr. Muzaffer Aksoy (1915–2001): Ayakkabı imalatında yapıştırıcı olarak kullanılan benzen maruziyetinin malign lösemiye (kan kanseri) yol açtığını kanıtlayan Türk hekimdir.
Dünyada iş sağlığı ve güvenliğinin tarihsel kronolojisi. MÖ 2000 — Hammurabi Kanunları (Babil). İnşaat kurallarına uyulmaması, yapıların çökmesi veya mal ve can kayıplarında yapıcıya kusuru oranında ölüm ya da tazminat cezası getiren en eski yazılı sorumluluk kurallarıdır. 1802 — Çırakların Sağlığı ve Morali Yasası (Health and Morals of Apprentices Act, İngiltere). Tarihin ilk modern iş sağlığı ve güvenliği kanunu kabul edilir. Çocuk ve çırak çalışma süresini günde en fazla 12 saat ile sınırlandırmış; işyerlerinin düzenli olarak havalandırılması ve kireçle badana yapılması zorunluluğunu getirmiştir. 1824 — Londra Yazışma Derneği (London Corresponding Society, İngiltere). Sendikal örgütlenmenin yasal zeminine ve işçi hakları hareketine öncülük etmiştir.
Dünyada iş sağlığı ve güvenliğinin tarihsel kronolojisi. 1833 — Fabrikalar Yasası (Factory Act, İngiltere). 9 yaşın altındaki çocukların fabrikalarda çalıştırılması yasaklanmıştır. 9–13 yaş arası için çalışma süresi 8 saat, 13–18 yaş arası için 12 saat olarak belirlenmiş ve gece çalışmaları yasaklanmıştır. Yasanın uygulanmasını denetlemek üzere İş Müfettişliği Kurumu oluşturulmuştur. 1842 — Madenler Yasası (Mines Act, İngiltere). Kadınların ve 10 yaşından küçük çocukların yer altı maden ocaklarında çalıştırılması yasaklanmıştır. 1847 — On Saat Yasası (Ten Hours Act, İngiltere). Kadın ve genç işçilerin günlük çalışma süresi 10 saat ile sınırlandırılmıştır.
Dünyada iş sağlığı ve güvenliğinin tarihsel kronolojisi. 1919 — Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO). Milletler Cemiyeti bünyesinde kurulmuş, 1946’da Birleşmiş Milletler’in ilk uzmanlık kuruluşu olmuştur. 1950 — ILO/WHO Ortak Komisyonu (112 sayılı Tavsiye Kararı). Modern İSG tanımını; bedensel, ruhsal ve sosyal iyilik hâlinin korunması, işin insana ve insanın işe uyumunun sağlanması olarak standartlaştırmıştır.
Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliğinin tarihsel kronolojisi. 1865 — Dilaver Paşa Nizamnamesi. Ereğli Kömür Havzası’nda uygulanmıştır; Osmanlı döneminin ilk İSG belgesi sayılır. Hekim bulundurma şartı ve dinlenme süreleri getirmiştir. 1869 — Maadin Nizamnamesi. İlk genel maden yasasıdır. İşveren kusuru hâlinde 15–20 altın ceza, diplomalı hekim ve eczane bulundurma zorunluluğu getirmiştir. 1921 — 114 sayılı Kanun. Kömür tozlarının amele menfaatine füruhtuna dair kanundur; ihale gelirinin işçiye aktarılmasını düzenlemiştir. 1921 — 151 sayılı Kanun. Ereğli Havza-i Fahmiyesi maden amelesinin hukukuna müteallik kanundur. Teavün (yardımlaşma) sandığı kurulmasını ve 18 yaş altı yer altı çalışma yasağını getirmiştir.
Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliğinin tarihsel kronolojisi. 1923 — İzmir İktisat Kongresi. 8 saat çalışma, 12 yaş altı çalışma yasağı ve amele hastaneleri kurulması kararları alınmıştır. 1924 — 394 sayılı Hafta Tatili Kanunu. Cumhuriyet döneminin ilk İSG içerikli sosyal koruma düzenlemesidir. 1926 — 818 sayılı Borçlar Kanunu. 332. maddesi ile iş kazası ve meslek hastalıklarında işverenin hukuki ve tazminat sorumluluğunu düzenlemiştir. 1930 — 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu. Gebe ve çocuk işçi koruması ile 50’den fazla işçi çalıştıran işyerlerinde hekim, revir ve hastane şartını getirmiştir.
Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliğinin tarihsel kronolojisi. 1932 — Milletler Cemiyeti üyeliği. Türkiye Milletler Cemiyeti’ne resmî olarak üye olmuştur. 1936 — 3008 sayılı ilk İş Kanunu. 1936’da kabul edilmiş, 1937’de yürürlüğe girmiştir. İSG hükümlerinin sistemli biçimde mevzuata girmesini sağlamıştır. 1946 — ILO üyeliği. Türkiye Uluslararası Çalışma Örgütü’ne resmî olarak üye olmuştur. 1964 — 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu. İş kazası ve meslek hastalıkları sigorta kollarının ayrılmasını sağlamıştır.
İş sağlığı ve güvenliği tarihinde ilkler ve enler. Cumhuriyet döneminin ilk İş Kanunu: 3008 sayılı Kanun (1936). İşyeri hekimliği ve revir zorunluluğu getiren temel kanun: 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu (1930). Türkiye’nin ilk müstakil (bağımsız) İSG kanunu: 6331 sayılı Kanun (2012). Benzen maruziyetinin lösemiye yol açtığını kanıtlayan bilim insanı: Prof. Dr. Muzaffer Aksoy.